Allah (c.c) Hazretleri, insanoğluna sayısız nimetler vermiştir. Bu nimetlerin en büyüğü de hiç şüphesiz ki, iyiyi kötüden, hayrı şerden ayırma özelliği olan mümeyyiz akıl nimetidir.
İki dünyada da mutlu olmanın yolu aklımızı iyi kullanıp çalıştırmamızdan geçmektedir. Aklını iyi ve iyiye kullanmayanlar bunun zararlarını göreceklerdir. Çünkü akılsız başın ceremesini mutlaka zavallı ayaklar çeker demişlerdir. İnsanın aklı okyanusta yüzen gemideki kaptan gibidir. Aklını iyi kullanan kaptan gemisini gideceği menziline ulaştırır. Yoksa
gemisi denizde batacaktır. Bizleri her konuda uyaran Hz. Yezdan Allahü azimüşşan hazretleri, Kur’an-ı Keriminde akıl konusunda da bakınız bizleri nasıl uyarıyor:
“Ey insanlar! Kainattaki meydana gelen (olağan ve olağanüstü) olayları anlamada aklınızı kullanmaz mısınız?” (Enam: 32 Ayet), ve yine “En büyük nimet olan aklınızı çalıştırıp konular üzerinde akıl edip düşünmez misiniz?” (Enam 50. Ayet)
*
Akıl ve aklımızı kullanmız için Kur’an’da bildirilen 50’den fazla ayet ve belki bundan daha çok R.SAV.in emir ve tavsiyeleri vardır. Durum bu iken acaba bizler müslümanlar olarak aklımızı tam olarak en iyi şekilde kullanabiliyor muyuz? Aklımızdan yeterince yararlanabiliyor muyuz? Bu konuda ferdi ve toplumsal çalışmalarımız yeterli midir? Bunu sorgulamamız lazımdır.
Özellikle ortak akıl üretebiliyor muyuz. Manevi uhrevi dini konularda akla gereği kadar önem verdiğimiz, mesai harcadığımız söylenemez. İslam dini hiç şüphesiz akıl ve mantık dinidir. Evet doğrudur. İslam’da akla ve mantığa aykırı bir hüküm yoktur. Ancak aklın da bir sınırı ve gücü vardır. Onun için her şeye akıl erdirmek herşeyde illa ki bir mantık aramak her zaman mümkün değildir. Bugün kainatta bilinenler örneğin yüz bin ise, bilinmeyenler trilyondur. Eskiden bilinmeyenler bugün bilinir olduğu gibi bugün bilinmeyenlerin birçoğu yarın bilinir hale gelebilir. Bütün bunlara rağmen aklın gücü herşeye çözmeye ve anlamaya yetmez. Yani aklın aklı herşeye ermez. Çünkü akıl da bizim gibi bir yaratıktır. Gücü sınırlıdır. Yani akıl vahye, ilahi emre muhtaçtır. Yani Kur’an’a, Allah’ın cebrail AS vasıtası ile peygamberlere bildirdiği vahye tabidir. Kesinlikle akıl vahye aykırı
düşünemez. Akıl vahye uymak zorundadır. Çünkü akıl gücü yetmediği şeyi inkara karkışır ki buna şeytani akıl denir. Allah muciz, kullar acizdir. Akıl da insanın bir cü’zidir, parçasıdır. Allah’ın yaratığıdır. Allah’ın emirlerine karşı gelemez. Bunlar ayetlerle sabittir. Biliyorsunuz ayetler yüce Allah’ın kesin sözleridir. 1500 senedir bütün bu ilmi ve teknolojik gelişmelere rağmen hiçbir kimse, konumu ne olursa olsun bir ayetin bir benzerini ortaya koyamamış, acizliklerinden inkara yeltenmişlerdir. Şeytan bile ayete boyun eğmiştir. Ama kibrinden Allah’a isyan etmiştir.
*
Dünyadaki bütün sorunlar, problemler devamlı yapılan çalışmalarla, akıl ve gelişmiş zeka gücü ile çözülecektir. Bu kesindir. Akıl daima bizim ölçümüz olacak, terazimiz olacak, şeytani aklı yani aklın kötüye kullanılmasını ve aklın gücünün sınırlı olduğunu, aklın vahye Kur’an’a tabi olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız. Akılla ayet zıt görünümlü olursa ayete tabi olacağız. Çünkü akıl fani, vahiy ebedidir. Bugün akıllara durgunluk veren ilmi ve teknolojik gelişmeler korkunç iletişim ağı, robot teknolojisinin özellikle ortak aklın eseri olmasına rağmen akıl, ruhun ne olduğunu, ölümün hakikatini, eceli, rızkı, kaderi, cini, şeytan, sihir, büyü, kabir, mahşer, cennet, cehennemin ne olduğunu çözememiştir. Tabiatta mevcut olan binlerce sırra ulaşamamıştır. Suyun ayağı yok, yürüyor. Ateş niye yakıyor. Gıdalardaki tad nedir. Neden kadınlarda kadınlık, erkeklerde erkeklik hormonu var. Daha binlerce olayı akıl kavrayamamıştır. Mucize; (tabiat kanunlarını altüst eden olay) nedir, o da bilinememektedir. Evet, Adem topraktan nasıl yaratıldı? Hz. Nuh’un tufanı, Hz. Musa’nın mucizeleri, Hz. İbrahim’i ateşin yakmaması, Hz. İsa’nın babasız doğmasına akıl ve sır ermemektedir. Bu konuda Yahudiler Hz. Meryem A.S. sıkıştırıyorlar. Bu bebeğin Hz. İsa’nın babası kim, söyle diyorlar. Ya Meryem sen kötü bir iş yaptın. Senin baban iyi biri idi. Annen iffetli idi. Bu ne hal, söyle, dediler. Hz. Meryem büyük bir üzüntü ile Hz. Allah’a sığınarak, beşikteki (yatan İsa A.S.) bebeğe sorun dedi. Bu birkaç günlük bebek nasıl konuşur dediler. Bunun üzerine Hz. İsa konuştu ve İsa, ben Allah’ın kulu ve peygamberiyim dedi. Şimdi bu olaya akıl erer mi, ermez. Çünkü tabiatüstü bir olay. Yani mucizedir. Bunu ancak peygamberler gösterebilir. Hz. Muhammed SAV.in yüzlerce mucizesi vardır. En büyük mucizesi Hz. Kur’an’dır. Onun için daima akıl vahye tabidir.
*
Netice şudur: Unutmayalım ki bu dünya ve ebedi olan ahiret mutluluğu aklımızı kullanarak elde edilecektir. Akıl ve vahiy yani Kur’an her zaman rehberimiz olacaktır. Şunu da asla unutmayacağız. Dini konularda iman, inanç, ibadet, haram hususunda hatta dünya işlerinin birçoğunda akıl her şeyi kavrayamaz ve çözemez. O zaman vahye Kur’an dünya ve ahiret sırların kaynağıdır. Akıl Kur’an’ın emrindedir. Şeytan zehrini akıl balına katarak insana yedirir. Türlü hilelerle insanları yanıltır. Aklımızı
bize düşman eder. İmanda külfet, inkarda nimet yoktur. Unutmayalım ki, daima akıl gücümüz, Kur’an delilimiz, Hz. Muhammed SAV. de rehberimiz olmalıdır.