Muasırlaşmadan Batılılaşmaya (1)

Muasır medeniyet seviyesi demek, değerlerinden taviz vermeden yeni dünyadaki yerini almaktır. Cumhuriyet kurulduğunda da amaç bu idi. Muasır medeniyet seviyesine nasıl çıkılır, bunun mücadelesi verildi. Ne zaman ki Mustafa Kemal Atatürk hayata gözlerini yumdu; o vakit Batılılaşma cereyanları topraktan fışkırmaya başladı.
Cumhuriyet fikrinin Türk kimliği inşa etme fikrini hayat geçirilmesine matuf bütün gayretlerin yerini 1938’den sonra hemen insancıl anlayış diye yutturulan “hümanizm” telakkisi aldı. Türk kimliğine alternatif bir kimlik olarak hümanizm düşüncesi, 1839 Tanzimat Ferman’ından bu tarafa Batılılaşma taraftarlarının zaferidir. Türk Hümanizmasının Türk kimliği yerine ikame edilmesini savunanların temel tezi en kısa ve süratli bir şekilde Yunan-Roma felsefesine geçilmesidir. Bu amaç doğrultusunda dönem aydınlarının yoğun tavsiye kisvesi altında; bir önceki dönem başta olmak üzere Türk tarihi ile mücadeleye girişilmiştir. Bu nevi aydınların desteğini arkasına alan Devlet elitleri Batılılaşma akımını tatbike koyulmuşlardır. Devlet oligarşinin Muasırlaşmadan Batılılaşmaya dönüştürme uygulama stratejik planında ana tema geri kalmışlık ruh hali olmuştur. Bu düşünce ile batıcı gibi olmanın yollarıyla ulaşılması düşünülmüş ve bu politik anlayışla hüküm ferma olmuştur.
Şair ve fikir adamı Atilla ilhan bu konuyu şöyle değerlendirmektedir. “İsmet Paşa Batılılar ile, ittifak yaptı ve ondan sonara da eğitim sistemimizi Yunan-Latin sitemine geçti. Gazi böyle düşünmemişti de o yaptı. Çünkü, Batılılar on enjekte etti.” (Atilla İlhan, Hangi Batı, Türkiye İş Bankası yayınları, İstanbul, 2002,134).
Meselâ, bu dönem aydınlarından birine göre, Türk Hümanizması, özünde klasik oryantalist düşüncesi olan fikrî, esas almalıdır. Türk toplumunun öbür dünyaya dönük kaderci (yazgıcı) zihniyetinin Türk toplumu üzerindeki egemenliğini sürdürmesi, gelişmenin, Batılılaşmanın önündeki set olarak görmesi dikkate şâyândır. Bununla da kalmaz ve devam eder: Türk ya da batılı, böyle düşünenler Avrupa’yı Avrupa yapan toplumsal ve ahlakî değerlerin insancıl ve akılcı ilkelere dayandığını ve bu ilkelerin kaynağının Yunan-Roma evreninde aranması gerektiğini bilmemekte ya da unutmaktadırlar. Doğu kaynaklı Hristiyan dinini güçlü ve olumlu etkisi altına alan işte bu değerler sistemidir. Bu gerçeği göz önünde tutanlar, klasik çağın büyük insanlarını naturaliter christiani (doğuştan Hristiyan) değil, tam tersine büyük kilise düşünürlerinin historice gentiles (tarihi açıdan pagan) olduklarını kabul etmek zorundadırlar”
(Sinanoğlu:1988:60).
Avrupa’yı Avrupa yapan değerlerin Yunan-Roma felsefesinde aranması gerektiğini bu amaç doğrultusunda eğitim sistemi tepeden tırnağa değişmeli, Osmanlı tarih ve edebiyatı dahi öğretilmemeli, Latince ve Yunanca öğretimine geçilmeli, siyasal eğitim alanında Yunanistan’ın ve Roma’nın siyasal tarihini ve kurumlar tarihini batı toplumlara oranla daha büyük bir istek ve coşku ile incelenmeli diyen Sinanoğlu şöyle devam etmektedir: “Batı’da ulusal tarih ve ulusal edebiyat, klasik düşünceye bağlanmaları nedeniyle, kendi başına gençlerin eleştiri ruhuna ve tarihi bilince erişmelerine yardımcı olabilirlerse de Divan edebiyatı ve Osmanlı tarihi İslam evrenine egemen olan hareketsiz, dogmatik zihniyetin ürünleridirler; bu yüzden din okulları’nda okuyan öğrencilerin her türlü evrim ve ilerleme fikrine yabancı kalmamaları imkansızdır. Bundan çıkan sonuca göre, gençleri üniversite öğrenimine hazırlayan Türk orta dereceli okulları batı, klasik dillerine yer verilmediği, öbür yandan da Osmanlı tarihi ve edebiyatı bir ölçüde de olsa akılcı ve insanî bir eğitimin sağlanması açısından yararlı olmadıkları için, örnek alındığı ileri sürülen Fransız lisesinin modern kolundan-özgürlükçü biçimlenim ve estetik eğitim açısından- aşağı kaldıkları gibi (Montesquieu, Ronsard, Descartes, Rousseau bir bakıma Yunan ve Roma yazarlarının yerini iyi kötü tutabilirler), batının meslek ve teknik okullarının düzeyine bile erişememektedirler”( Sinanoğlu:1988:79).
Bu değerlendirmemize devam edeceğiz, inşallah.
Kaynak: Sinanoğlu, Suat,Türk Humanizması,TTK, Ankara-1988

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Mezkit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?