Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk köylüsü için, “MİLLETİN EFENDİSİ” sözünü hepimiz hatırlarız.
Maalesef Atatürk’ün ölümünden sonra o efendiler, hep siyasette kullanılan, ötelenen kişiler oldu.
Son zamanlarda köylüye verilen değer yine arttı. Köylülerin sorunlarının yerinde tespiti ve çözümü önem kazandı.
Aydın’da nüfusun yüzde 80’inin tarımla geçindiğini öğrendiğimizde bu daha da önem kazanır.
Nazilli Kaymakamı SEDAT SIRRI ARISOY, Nazilli’ye geleli henüz 6 ay olmadı.
Kısa sürede tecrübesi ve adil uygulamaları ile öne çıktı.
Çalışmalarını masa başından yürütmüyor. Halkın içine girmeyi seviyor.
Özellikle kırsal kesime (köylerimize) karşı bire bir çalışma prensibiyle hizmet ediyor. Bir yerde vatandaş, devlet ilişkilerini güçlendiriyor. Sorunları yerinde görmek gibi güzel bir alışkanlığı var.
Köylülerin, Kaymakamlığa gelmesi yerine, Kaymakam sayın Sedat Sırrı Arısoy sorunları yerinde tespit ve çözümü için her ay bir köyü ziyaret ettiğini görüyoruz. Bu güzel uygulama köylülerimiz tarafından takdir görüyor.
Yanında daire müdürlerini de götüren Kaymakam Arısoy, köylünün sıcak ilgisi ile karşılaşmaktan dolayı çok mutlu.
Ziyaretleri ile ilgili Kaymakam Arısoy; “Şehirdeki sorunların çözümü belediyelerin köylerimizin ise devletimizindir. Bunu herkes bilmeli. Milli birlik ve beraberlikte Devlet-Millet kaynaşması çok önemlidir. Köylülerimizle sıcak sohbet ediyoruz. Kamu yatırımlarımızı yerinde gördüğümüz gibi köylerimizin ihtiyaçlarını yerinde tespit ediyoruz. Köylülerimizin bizi ağırlamak için ne gerekiyorsa yapıyorlar.” Sözleri ile çalışmalardan memnuniyetini ifade etmesi ayrı bir güzellik.
**
SİMİT SARAYI MI ODA NE? Ülkemizde son günlerde iki konu kamuoyunun dikkatlerini üzerine çekti. Adeta Kamuoyunu kilitledi.
Bunlardan Birisi SİMİT SARAYI’nın 500 milyon dolarlık borcu nedeniyle, ZİRAAT BANKASI’NIN simit sarayına ortak olacağı iddiası.
Diğeri de, “KANAL İSTANBUL PROJESİ” ister dedikodu deyin, ister proje deyin, bu iki proje milletin tartıştığı ortak derdi haline geldi.
Nasıl bir ülke olduk, anlamak mümkün değil. Toplumsal birlik sağladığımız bir konu kalmadı. İşlerimiz hep kavga hep öfke ile yürüyor.
Ülkemizdeki kadar hiçbir ülkede böyle bilgi kirliliğinin yaşandığını sanmıyorum. Kamuoyunun yoğun dedikodu ve tepkisi üzerine, Simit Sarayı için Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan net konuştu. Bunu geri adım attı diyenlerde var. “HABERİM YOK BANA BÖYLE BİRŞEY GELMEDİ” dedi ve son noktayı koydu. Biz ülkemizde Cumhurbaşkanının haberi olmadan bir kuşun bile uçamayacağını inanıyoruz. Ama böyle ipe sapa gelmez şeylerle vakit geçirmeyi de zul kabul ediyoruz.
Sonuçta fatura bürokrasiye kesiliyor. Onlar mağdur ediliyor. Burası Türkiye.
Hep böyle oluyor. Böyle çılgın fikirler ortaya atılıyor. Kamuoyunun tepkisi sınanıyor. Sonrada gerekirse geri adım atılıyor. Bunlar, Türkiye’ye yakışmasa da uygulanan yöntem maalesef bu. **

SÜKSE Mİ? RANT PROJESİ Mİ? FELAKET Mİ?

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan, Kanal İstanbul projesi için “DÜNYADAN SES GETİRECEK SÜKSE PROJEMİZ. Bizi çekemiyorlar” diyor.
Muhalefet toptan ayaklandı. Bu proje RANT PROJESİ, Arap emirinin annesinin aldığı 44 bin metrekare arsanın Kanal İstanbul projesine dayanması tesadüf müdür? Gerisi gelecek diyor.
Ben her ikisine de inanmıyorum. Bu bilgi kirliliğinde olsa olsa FELEKET PROJESİ olur.
Yakın zamanda, ortaya çıkacak satılmış arsa ve tarla listelerine de benziyor.
Türkiye bu savurganlığa, bu yolsuzluk ortamına, daha ne kadar dayanır, kestiremiyorum.
Artık ülkenin tek elden yönetilemeyeceğini sayın Cumhurbaşkanı da görmüş olmalı. Geri dönüşü nasıl yapar bilmiyorum.
Bu projenin TANK PALET fabrikası gibi KATARLILARA peşkeş çekmekten farkı yok, deniyor. İnanıyorum.
Tank Palet fabrikasının gerçekleri daha ortaya çıkmazken Katarlılara Kanal İstanbul projesine bitişik çok yer satılmışsa bu tesadüf olamaz.
Ben bunu, ülkemiz menfaatlerinin parasızlık nedeniyle yabancılara peşkeş çekilmesidir diyorum. Bu işin bu boyutlardan çok daha fazla olduğunu inanıyorum.
Askeri kanadın ve teknik beyinlerin bu projenin tüm boyutları ile bir FELAKET projesi olacağını iddia etmesini ürkerek inanıyorum.
**

KİLİSEYE BENZİYORMUŞ!

Geçen hafta Cuma namazı için Camilere gitmek nasip olan Müslüman kardeşlerimiz.
Diyanet Başkanlığı’nın ilginç bir açıklamasına ve uygulamasına tanık oldular.
Diyanet İşleri Başkanlığı camilerde tabure ve sıralar üzerinde namazlarını ifa edemeyeceklerini açıklamış, müftülüklerde bölgesindeki tüm camilerde ne kadar namazını ifa eden din kardeşlerimizin oturduğu tabure, sıra varsa, camilerden toplatmış.
Tabure üzerinde namazını kılan yaşlı insanlar bu duruma çek homurdandı. Camiden dönenler oldu.
Namaz kılarken namazın farzlarından olan rüku, secde ve kıyam ritüellerini yapamayanların nasıl namaz kılacağını nerde namaz kılacağını diyanet neden karışır.
Bu insanların fiziki durumlarıyla, sağlıklarıyla ilgili karar vermek diyanete mi düştü. Kitabımız gözlerinizle bile namaz kılabilirsiniz demiyor mu?
İslam dünyasında bu insanlar ne yapmak istiyor? Dini yeniden mi şekillendirmek istiyorlar?
Dinimizi dizayn mı yapmak istiyorlar. Herkes bildiğinden bir şeyler eklerken bu hale geldiğimizi unutmasınlar. Ayrıca bize gelen haberlere göre, camilerimizdeki tabure ve sıraların KİLİSELERİ AKLA GETİRDİĞİ için böyle bir karar alındığı ifade ediliyor.
EĞER BÖYLE BİRŞEY SÖZ KONUSU İSE, BİZİM ARAPLARDAN NE FARKIMIZ KALIR? YAZIKLAR OLSUN BİZE.