Peygamberimiz ve aile (2)

1400 sene önceden çağında yaşadığı insanlara verdiği mesajlar incelendiğinde, yeniliklere açık, ilerleme, gelişme ve dinamizmin insanlığı mutluluk getirdiğini haber veren adımları atan bir peygamberdir. Yeniliklere ne kadar açık olduğunu gösteren çok sayıda örnekler mevcuttur. Bu hususta birkaç örnek verelim.
Bunlardan birisi Temimi ed-Dari’nin Mescid-i Nebevi’yi aydınlatmasıyla ilgilidir. Mescid-i Nebevi önceleri yatsı ve sabah namazı vakitlerinde hurma dalları ve yaprakları yakılarak aydınlatılıyordu. Hicretin dokuzuncu yılında Temim heyeti ile birlikte Medine’ye gelen ve yanında birkaç kandil ile fitil ve yağ getiren Temim ed-Dâri, bir Cuma gecesi hizmetçisine Mescid’de kandilleri astırarak yaktırır. Hz. Peygamber Mescid’e gelince bunları kimin yaktığını sorar. Temim ed-Dâri’nin yaptığını öğrenince ona şunları söyler: “Sen İslam’ı nurlandırdın. İslam’ın mescidini süsledin. Allah da seni dünyada ve ahirette nurlandırsın.” Bu olay Hazreti Peygamberi o kadar etkiler ki, Temim ed-Dari’ye kandilleri asan hizmetçinin adını sorar. Fetih olduğunu öğrenince Sirâc (kandil) olarak değiştirir. Sahabe arasında yer alan Sirâc, Mescid-i Nebevi’yi aydınlatma ve isim değiştirme olayını bizzat kendisi anlatmıştır. (Asım Köksal, İslam Tarihi, (Medine Devri), IX, 363-364.)
Toplumsal hayatın vazgeçilmez ögesi olan aileyi sağlıklı bir toplumun esası kabul eden Hz. Muhammed (s.a.v.), evliliği kolaylaştırıp özendirmiş, bugün bilinen tarzın dışındaki nikâh şekillerini kaldırmıştır. Ailede kadın, kocası karşısında bağımsız kişiliğe sahiptir; ekonomik bakımdan da bağımsızdır.
Hz. Peygamber birçok hadisinde ailenin önemine işaret etmiş ve onun bir huzur yeri olduğunu belirtmiştir. İnsanın üzerinde hakkı olan kişilerin başında aile fertleri gelmektedir. Peygamberimiz aile reisi olarak bir Müslümanın aile fertlerine nasıl davranması gerektiğini emir ve tavsiyeleri ile ifade ettiği gibi, bizzat kendi uygulaması ile de ortaya koymuştur.
Erkeğin kadına iyi davranması gerektiğini çok açık ve kesin bir şekilde dile getirmiştir. Bu anlamda “En hayırlınız ailesi için hayırlı olandır. Bana gelince, ben aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (İbn Mâce, I, 636., “ En hayırlınız hanımlarına karşı iyi davrananınızdır” (İbn Mâce, I, 636.
buyurmuştur.
İnsanın üzerinde hakkı olan kişilerin başında aile fertleri gelmektedir. Kişinin sevincini ve üzüntüsünü ilk önce paylaştığı kimseler aile fertleridir. Hz. Peygamber çeşitli vesilelerle erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler üzerinde hakları bulunduğunu söylemiştir. Kadınlar hakkında Allah’tan korkulmasını, onlara haksızlık yapılmamasını istemiştir. Kocasını şikâyet için gelen kadınların sayısı artınca bu tür davranışlarda bulunanların iyi kimseler olmadığını söylemiştir.[6] Hanımlarına iyi davranmış, onları dövmemiştir. Kendisi bunu yapmadığı gibi, hanımlarını dövenleri de “Kadınlarınızı nasıl dövüyor, sonra da akşam olunca beraberce yatıyorsunuz” (İbn Hanbel, IV, 17.) diyerek kınamıştır.
Hz. Peygamber’in idaresi istişare üzerine kurulmuştu. Kur’an-ı Kerim’de istişarenin önemi üzerinde çok durulur, bizzat Hz. Peygamber’e istişare etmesi emrolunur. (Ali İmran, 3/159.)
Hz. Peygamber’in idarede izlediği bazı temel prensipler vardır. Her şeyden önce O’nun başlıca gayesi İslam’ı mümkün olduğunca çok insana ulaştırmaktı. Bunun dışındaki her şey o hedefi gerçekleştirmek için bir vasıta idi. O, her sıkıntıya bu gaye uğruna katlanmıştır.
Hz. Peygamber insanları çalışmaya teşvik ettiği gibi, bizzat kendisi de çalışmış ve çalışma hayatının ilkelerini kendi hayatında uygulama alanına koymuştur. Çalışmalarını çocukluğundan itibaren hayatının sonuna kadar sürdürmüştür. Rahmet Peygamberi olan Hz. Muhammed (s.a.v.) insanlığa getirmiş olduğu mesajı, kendi çağına anlatmış, nesilden nesile aktarılan ve yaşanan bir din olarak karşımıza çıkmıştır.
Günde adı semalarda beş defa anılan başka bir insan yoktur. Bu sadece ve sadece Hz. Muhammed’e nasip olmuştur. Bizler ümmeti olarak, bize getirmiş olduğu mesajı çağımıza göre yeniden yorumlayarak anlamak zorundayız. Dar kalıplardan sıyrılarak, ufkumuzu ve aklımızı kullanarak verilen mesajları çok iyi anlamalıyız.
İki cihan güneşi Hz. Muhammed’i bu dar kalıplar içinden çıkararak, günlük hayatımızda başköşeye oturtmak, onun mesajlarını yudum yudum içmek zorundayız. Biz ümmetine de ancak bunu yapmak yaraşır.

Cuma gününün hayrı ve bereketi üzerinize olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vehbi Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?