Leblebi devri çocuklarıydık

Gazozun bile adının ‘Huzur’ olduğu, bol leblebili yılların çocuklarıyız biz.
Gazoz şişesinin içine leblebi doldurur, leblebi tozu ve leblebi şekeri yerdik.
Hesap makinesinde rakamlarla ‘Leblebi’ yazarak eğlenirdik.
Bizim gibi olmayanları küçümsemez, engelli arkadaşlarımızı dışlamazdık.
Aramızda, engelli bir arkadaşımızı dışlamaya çalışan olsa anası-babası buna engel olurdu.
Büyüklerimiz, “Başkasının derdi sizin de derdiniz olsun. Başkasını dert etmeden kendinizi yetiştiremezsiniz” diye öğüt verirlerdi.
“Lale devri” çocukları değil ama kesinlikle “Leblebi devri” çocuklarıydık.
*
Aksaray'da bulunan Merkez Mehmetçik İlkokulu'nda yaşanan olay getirdi o günleri aklıma.
Yasalara göre Türkiye’de kaynaştırma modeli kapsamında, OÇEM (Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi) sınıfları ve yarı kaynaştırma uygulamaları söz konusu.
Kaynaştırma modelinde özel gereksinimli öğrenciler, tipik gelişim seyreden akranlarıyla aynı sınıfta eğitim alıyorlar.
*
Bu çerçevede her bir öğrenciye yönelik bireysel eğitim planı hazırlanıyor.
Dolayısıyla söz konusu öğrenci özel gereksinimlerine ve gelişimine uygun bir eğitim almış oluyor.
*
Aksaray’da yaşanan olayda, bazı veliler ve mahalle muhtarı, okulda eğitim gören otizmli öğrencilerin sınıflarının kapatılmasını istiyor.
Bunun için eylem yapıyor.
“Okulda otistik görmek istemiyoruz” diye bağırıp ‘Yuh’ çekiyorlar.
Çocuğu Otistik olan bir anne de karşılık veriyor.
“Benim utanılacak bir şeyim yok. Allah verdi bunu bana Allah”
O sırada okul müdürü de eylem yapan velilere çay dağıtıyor.
*
“Yuh” çekip, “Okulda otistik görmek istemiyoruz” diye bağıran velilerin profiline bakıyorum ve giyim kuşamlarından hepsinin de dindar olduğu kanısına varıyorum.
Ne kadar acı değil mi?
Allah’a inanıp, Allah’ın verdiğini istememek.
*
Aksaray’da yaşanan olay aslında buz dağının sadece görünen yüzüdür diye düşünüyorum.
Nasıl bu kadar acımasız bir toplum olduğumuzu anlamakta zorlanıyorum.
Oysa çok değil 20-30 yıl önce hesap makinesindeki rakamlarla ‘Leblebi’ yazarak eğlenen çocuklardık biz.
Güzel günlermiş,
bitmiş.

ARAP SEVİCİLİĞİ
Bazen zengin ve aristokrat kimliğimden azcık uzaklaşıp, fakir halkın arasına karışasım geliyor.
Sıradan insanlar gibi giyinip, sıradan ulaşımları tercih ederek halkın arasına karışıyorum.
Sıradan bir kafelere gidip, yan masalardaki sıradan muhabbetlere kulak kabartıyorum.
Önceki gün de yine böyle bişey yaptım ve sıradan bir halk minibüsüne bindim.
Sıradan bir kafeye oturdum.
Sıradan gençlerle dolu kafede, gençlerin sıradan muhabbetlerini dinlerken, masanın birinde hararetli bir konuşmaya tanık oldum.
*
Sohbet sırasında gençlerden biri ‘Tanrı’ dediği için bir başka genç tarafından dinsizlikle suçlanıyordu.
Türk Milleti’nin kendi inançlarını ve töresini Arap asimilasyonuna nasıl kurban ettiği gerçeğini bildiğim için ilgimi çekti tartışmaları.
*
“Tanrı” diyen genç, “Tanrı Türkçedir. Biz de Türküz. Neden Arapça konuşalım? Bunun din ile ilgisi yok. Dil kutsal değildir” diyerek kendini savunmaya çalışıyordu.
Diğer genç ise, “Sen dinsizsin. Ne demek Türkçe konuşmak? Arapça kutsaldır. Kutsal olmasa Kuran Arapça olmazdı. Tanrı demek günahtır. Allah’ın 99 ismi var ama Tanrı diye bir ismi yok. Siz dinsizler zaten selamün aleyküm de demez, merhaba dersiniz” diyerek saçmalıyordu.
*
Üniversite öğrencisi olduklarını tahmin ettiğim için kendi kendime “Eşekliği baki kalmış bunun” diye söylendim.
*
Lütfen farkına varın.
1- Arapça kutsal bir dil değildir.
2- Arap yazısı kutsal değildir.
3- Arap halkı da kutsal değildir.
4- Allah, Hüda, Rab, Tengri, Tanrı hepsi aynı anlamdadır.
5- Arap seviciliğinden vazgeçin, Türk gibi yaşayın, Türkçe yaşayın.

GÜNÜN FIKRASI
Orta yaşlı yakışıklı bir adam, barda yalnız başına oturan fevkalade seksi sarışının yanına oturmuş.
Laf lafı, laf yatak odasının kapısını açmış.
Soyunmuşlar.
Bembeyaz çarşafların üzerine uzanırken seksi sarışın sormuş:
“Siz dişçisiniz galiba?”
Adam biraz şaşkın:
“Evet. Nerden anladınız?” diye sormuş.
Sarışın:
“Yatağa girmeden önce ellerinizi ne kadar dikkatle ve ne kadar titiz sabunladınız. Ona dikkat ettim de” demiş.
Yarım saat sonra seksi sarışın bir daha mırıldanmış:
“Siz sadece bir dişçi değil, çok büyük, çok usta bir dişçi olmalısınız”
Adam hafiften kasılmış. Yatağın başucundaki sigara paketine uzanırken mağrur mağrur sormuş:
“Peki bunun nerden anladınız?”
Sarışın cevap vermiş:
“Hiçbir şey hissetmedim de”


GÜNÜN TESPİTİ
“..‘a’ musluğu ile ‘3’ saatte dolan havuz, ‘b’ musluğu ile ‘1’ saatte boşalıyorsa, o havuzda ‘erken’ boşalma problemi vardır..”

BEN
“..ölmeden önce ‘son isteğin ne’ diye sorsalar ‘topluca ölelim’ derim.. öyle de birlik-beraberlik hastasıyım..”

GÜNÜN SÖZÜ
“..makyajın kapatamadığı tek kusur ‘aptallıktır’..”

KADINLAR ERKEKLER
"..'saçının bir teli için dünyayı yakarım' diyen erkekler, o saç teli 'yemekten' çıktığında kadının dünyasını başına yıkar.."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem Ulucan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?