Nazilli Uğur'una kavuştu

FETÖ belası sürecinde, ülke olarak sıkıntılı günler yasadık.

Bu soruşturmalar ve yargılama sürecinde, NAZİLLİ UĞUR SOĞUTMA’ya Kayyum atanması kuşkuları, korkuya çevirdi.

Nazilli’de en az 15-20 bin kişimin aileleriyle birlikte ekmek kapısı olan UĞUR SOĞUTMA, çok şükür yargılanmalar sonunda üzerindeki kuşkuları defetti.

Hakkındaki FETÖ terör örgütü ile bağlantılı suçlamalarının asılsız olduğu ortaya çıktı.

Nazilli bir haftadır UĞUR bayramı yaşıyor.

Türkiye’nin ve Nazilli’nin gururu. Mahkeme kararıyla kayyumun kaldırılmasının ardından UĞUR SOĞUTMA ve ona bağlı şirketler Takmaklı Ailesi’ne iade edildi.

Nazilli bu kararla rahat bir nefes aldı.

Uğur Şirketler Grubu ve Takmaklı ailesi adına, basın açıklaması yapan Yönetim Kurulu Başkanı Talip Takmaklı, iş ortaklarına güç birliği mesajı verdi.

Takmaklı mesajında, “BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ ÜLKEMİZ İÇİN ÇALIŞMAYA, ÜRETMEYE VE İSTİHDAM SAĞLAMAYA DEVAM EDECEĞİZ.

KURULUŞUMUZUN 65. YILI MÜNASEBETİYLE ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE İŞ BİRLİĞİMİZİN GÜÇLENEREK DEVAM EDECEĞİNE İNANIYORUZ” diyerek Nazilli’ye ve ülkemize umut dağıttı.

**

TARİH, TEKERRÜRDEN İBARETTİR DERLER YA!

Her zaman, tarihi bilgilerini karıştırmak hoşuma gider.

Türkiye yakın geçmişteki en büyük acıyı, Erzincan depremiyle yaşadı.

İlkokul yıllarımda, 1939 Erzincan Depremi çok konuşulurdu. Ülkemiz büyük acı yaşamıştı.

Richter ölçeğine göre 7.9 büyüklüğündeki bu depremde 32 bin 962 kişi ölmüş, 100 binin üzerinde vatandaşımızda yaralanmıştı. (Bu bilgileri google’den sizde alabilirsiniz)

Dünyanın her yerinden yardım ve başsağlığı mesajları geldi. Dünya acımızı paylaşmaya çalışmıştı.

Ne acıdır ki, iki yerden ne yardım gelmiş, nede başsağlığı mesajları. Bunlar Arap ülkeleri, diğeri de Kıbrıs’tır.

Bu haberler, çocukluğumdan beri benim bu iki ülkeye soğuk bakmama neden olmuştur.

Katılırsınız veya katılmazsınız. Ülke olarak adına huzur operasyonu desek de, bir savaşın eşiğinde değil içindeyiz.

Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ve Arapların karşımıza dikilmesini, eleştirmelerini içime sindiremedim.

Tarih tekerrürden ibaret desem de şu devletimizi yönetenler bu Araplarda ve Kuzey Kıbrıs’ta ne bulurlar da, bu kadar değer verirler onu da anlamakta güçlük çekiyorum.

**

KENDİMİZİ NE SANDIK?

Yıl 2011… Güney komşumuz Suriye ile kardeş iki ülkeyiz.

Devlet büyüklerimiz bile birbirlerine eşleriyle gidip geliyorlar. Birbirlerine KANKA diyecek kadar yakınlar.

İki ülke lideri birbirlerine o kadar yakınlar ki, acaba sınırlar kaldırılır mı diye bekliyoruz..

Nazar mı değdi derler ya.. Hah işte tam öyle bir şey oldu. Türkiye Suriye’nin iç işlerine karıştı iddiasıyla ortam bir ara gerildi de gerildi.

Türkiye kızdırmasınlar Suriye’ye girer, akşam namazını ŞAM’da kılarız diye kükrediler…

“İkimiz bir fidanız, güller açan dalıyız” diyen, Esat kardeşle, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu dünya ikimize dar. “YA SEN, YA BEN” durumuna geldiler.

**

NEREDEN, NEREYE GELDİK!

7 yıldır yarattığımız bela ile uğraşıyoruz. NE ŞEHİTLER VERDİK, VERİYORUZ.

Bunlar yetmiyormuş gibi, her türlü ilişkimiz devam eden PYD’yi ne oldu da, 2018 Ekim’inde terörist gurup ilan ettik

2018 yılında başımıza PKK’dan sonra PYD belası musallat oldu.

Sınırlarımız terör örgütünün yol geçen hanına döndü. Verdiğimiz şehitler için milletçe üzüntü yaşadık.

 Ne yaptığımızı bilmeden, Amerika ile Rusya arasında gidip geldik.

 Diplomasiyi ihmal ettik. Dış siyasetinde bağırıp çağırmakla yürütmeye çalıştık.

 Ülke olarak kan kaybettik farkına varamadık. İç siyaseti hakaretler üzerinden yaptık. Birbirimizle kavga ve hakaret etmeyi maharet saydık.

Amerika ve Rusya’nın karşı çıkmasına rağmen, kararlı bir şekilde, 14 gün önce BARIŞ PINARI hareketini başlattık.

 Sahada tarihimize yaraşır başarı gösterdik. Ne var ki diplomasiye ağırlık veremediğimiz için Dünyada yapayalnız kaldık. Tüm ülkeleri karşımıza aldık. Kendimizi anlatamadık.

Atatürk’ün “YURTTA SULH CİHANDA SULH” çizgisini uygulayamadık. Amerika ve Rusya’nın Avrupa Birliği’nin bir kez daha çirkin yüzünü gördük.

Türkiye Barış Pınarı Harekatı’nda 10 kilometre yol alamaz diye beklenirken, 8 günde 200 km yol aldık.

Bugün masaya güçlü olarak oturuyoruz. İnşallah her şey istediğimiz gibi gidecek. NE VARKİ YAŞANILANLARDAN ÇOK, HEMDE ÇOK DERS ALMALIYIZ.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erdoğan Eker - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?