Hafta başında hükümetin banka ve kurumlara yaptığı üst düzey atamalar, ekonomiye sırt çevrildiği yorumlarına neden oldu. Bunun, parti içi huzursuzlukları ortadan kaldırmak, yeni kurulacak partinin yolunu kesmek için yapılan bir operasyon olduğu iddiaları ise milletimizi düşündürmeye başladı. Liyakatin dikkate alınmadığı, biat anlayışının öne çıktığı bu atamalarda uzak veya yakından, milletin dikkatini çekti. Bankacılık geçmişi ve bilgisi olmayan Abdulkadir Aksu’nun Vakıfbank yönetim kurulu başkanlığına atanması bunun en açık örneğidir. Bir zamanlar AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen gazeteci Abdurrahman DİLİPAK, “Millet ekonomi altında ezilirken, hükümetin ekonomiyi göz ardı edip İstanbul seçimlerini öne almasını anlamak mümkün değil. Uzmanların iç ve dış borcun 950 milyar liraya ulaştığını açıklıyor. Bu bir alarmdır” diyen Dilipak, son günlerdeki atamaları liyakatten uzak bir rezalet deyip yetkilileri uyarıyor. ** MİLLETLE ALAY ETMEYİN! Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi, Nazilli’de de Makina Mühendisleri Odası yasadan aldığı yetki ve Belediye ile yaptığı protokol ile şehirdeki tüm asansörleri denetimden geçirdi. 30 - 40 yıllık apartmanların asansörlerin bakıma ihtiyacı olup olmadıklarını tespit etti. Bir etiket yapıştırıp, şu tarihe kadar gereğini yapın diye uyardı... 2 yıl önce, oturduğum apartmanın asansörüne de böyle bir etiket yapıştırıldı. Tespit ettikleri eksiklerin tamamlanması için firmalar 20 bin lira istediler.  Bulduğumuz bir asansör firması; “Abi bunu biz 8 bin liraya tamamlar, yeşil etiketi yapıştırırız” dedi. Tamir yapılıncaya kadar Mühendisler Odası defalarca apartman yöneticilerini uyardı. Çalışırken, en küçük ses vermeyen asansörümüzü yine de zamanında yaptırdık. Yeşil etiketi aldık. Her şeye rağmen, odaya teşekkür ederiz. Ancak.. Yasaların vatandaşa ayrıcalık gözetilmeden uygulandığını inanırım. Bu adaleti tesis etmenin bir gereğidir. 2 yıldır birçok, apartmanda hala kırmızı etiketlerin durduğunu gördüm. Apartman sakinleri hiçbir işlem yapmamış. Bir yerde, karpuzu kazımışlar, Makina Mühendisleri Odası’nın kararını kazımamışlar. Yok böyle bir apartman diyorlarsa beni arayıp apartmanların birçoğunun ismini verebilirim. Asansörle yukarı çıkarken MARŞANDİZ bile o kadar ses çıkarmaz. İnsan asansörden ininceye kadar, korkudan, bildiği duaların hepsini okuyor. Yarın bir gün, bu tür asansörlerde ölümlü bir kaza olsa bunun sorumlusu apartman yönetimi mi, yoksa gereğini yapmayan Makine Mühendisleri Odası mı olur? Ona da yargı karar verir. ** MENDERES NEHRİ RUHUNA, FATİHA! Bilmiyorum dünyada ülke insanımız kadar sorunlara lakayt kalan bir başka toplum var mıdır? Bilmiyorum ama dünyanın en zehirli nehirleri sanırım Türkiye’dedir. Çevre kirliliğinde en ön sıralarında olduğunu inanıyorum. Nasıl olurda yetkililerimiz bu kadar duyarsız olabilir. Her platformda yazıyorum. 1990’lı yıllarda Menderes Nehri’nin ıslah edilmesi, kirliliğinin sona erdirilmesi için Ege’de 5 Vali MENÇEP projesi geliştirdi.  Aradan 25 yıl geçti bu konuda bir arpa yolu yol alınmadı. Menderes Nehri kaderine terk edildi. Ne Denizli sanayii atıklarının, nede Uşak deri fabrikalarının kimyasal atıklarının Menderes’e akması önlendi. İki gün önce Menderes’te toplu ölen balıkları görünce bir kez daha içim yandı. Artık menderesin öldüğüne inandım.  Şimdi buradan kamuoyuna bağırarak şunları söylüyorum. TÜRKİYE’DE KANSER VAKALARINDA EN ÖNDE OLAN YER, EGE BÖLGESİ. MENDERES HAVZASINDA BU ÖLÜMLER ARTARAK ÇOĞALACAK. MENDERES NEHRİ SUYU İLE SULANAN MEYVA VE SEBZELER KANSER DEPOSU OLACAK. İNSANLAR BU HAVZADAN YETİŞEN ÜRÜNLERİ PAZARLARDAN ALMAYACAK. BU ŞİMDİDEN YAŞANMAYA BAŞLADI.  İLERİ Kİ YILLARDA KUŞADASI VE DİDİM’DE DENİZEDE GİRİLEMEYECEK. UYU EY SİYASİLER UYUYUN. BU NEHRİN KATİLLERİ, MÜDAHALE ETMEYEN, ÖNLEM ALDIRMAYAN SİZSİNİZ.