Bir Annenin Günlüğü: Olsuncu Teyzeler ve Cinsiyetçilik

Bu teyzeler, konuşma tarzı ile muhabbet sırasında önemli, mutlu bir şey anlatıyorsanız insanın hevesini kursağında bırakır ve yaşama sevincinizi darmadağınık bir hale getirebilir. Şu şekilde örnekleri görülebilir:

- Kızım evli misin?
Evliyim teyze.
- Eşin nereli?
Bulgaristan göçmeni teyze.
- Olsun Allah mutlu etsin.

- Çocuğun var mı yavrum senin?
Var teyze 1 ay önce doğum yaptım.
- Aaa! Kız mı, erkek mi?
Kız.
- Olsun yavrum. Allah bağışlasın.

Bunun erkek bebekli versiyonu:
- Bu aslan parçasının adı ne annesi?
Mehmet.
- Oyy maşallah, aynı dayısı. Büyüyünce ne çapkın olucak, kızların canını nasıl da acıtacak!

Tercihlerinizi mecburiyet gibi algılayıp size acıyan ve kendince sizi teselli etmeye çalışan bu teyzelere durumu açıklamaya çalışmak yerine "olsun" diyerek kendilerini geçiştirmeniz yeterlidir. Çünkü aksi durumda tüm çabalarınız boşa kürek çekmekten öteye gitmeyecektir.
Özellikle bu kız çocuk sahibi olduğunuzu duyduktan sonraki tepkiler aslında gelişmemiş toplumların temel sorunudur. Cahiliye devrinde kız çocuğu adeta bir utanç kaynağı gibi görülürken, kız çocukları diri diri toprağa gömülürken, Hz. Peygamber'in gelmesiyle bu durum son buldu. Ama şimdilerde ahir zaman dedikleri bu olsa gerek kadın cinayetleri, tacizleri aldı başını gitti maalesef.
Kadının “olsun” diye geçiştiriverdikleri bu çilesi daha anne karnında cinsiyetinin öğrenilmesiyle başlar ve kadın var olduğu sürece sürer gider.
Üzerinize yapıştırılan etiketler bitmek bilmez. Toplum size sormadan sürekli sizin adınıza size roller biçer. Hepsi de sizi aşağılayan sizi dibe çeken şeylerden başkası değildir.
O saatte orda ne işin vardı, neden onu giydin, neden öyle baktın, neden sustun, neden konuştun gibi sorularla başlar iyi olmuş, hak etmiş, beter olsun cümleleriyle son bulur.
Daha anne karnındayken şans eseri kız veya erkek olarak belirlenen cinsiyetiniz yüzünden ya bi ömür yüceltilirsiniz ya da bir ömür hor görülürsünüz. Ne korkunç bir kumar!
Cinsiyetçiliğin temelleri ailede atılır. Kültürel mirasın bir parçasıdır bu durum. Kız çocuklarının erkek çocuklar karşısındaki azaltılmış değeri cinsel ayrımcılığın ailede başladığının en büyük kanıtıdır.
Erkek kardeşleri ile aynı haklara sahip olmadan yetişen birçok kız çocuğu iyi eğitim alamamakta, oturmuş cinsiyetçi algı yüzünden yaşamının birçok alanında kişisel hak ve özgürlüklerinden mahrum kalmakta, mücadelesiz ve pasif bir hayat sürdürmektedir.
Bahsettiğim gibi bu cinsiyetçilik gebelik ve doğum sürecinden başlar. Elbette bu farklı ilgi görme durumu sosyal yapı ve anne-babanın yetiştirilme tarzı ile doğu orantılıdır. Fakat doğumhane kapılarında bu tarz söylemleri duyduğumuz çok olmuştur.

Doğumhane kapısı:
- Tebrikler, oğlunuz oldu!
(Etraftan koçum benim sesleri yükselirken baba sevinçten ne yapacağını bilemez) Oğlum benim be, yaşasın!

- Tebrikler, kızınız oldu!
Olsun, sağlıklı olsun da. evlat evlattır.

Elbette böyle davranmayan ve evlat ayırımı yapmayan, sevgi dolu aileler var, şükürler olsun var ve sayıları günden güne artıyor ama "Kaçıncı yüzyıldayız aman sen de, geçti artık bunlar." diyenler için de sadece bir saatçik doğumhane kapısında gözlem öneriyorum.
Gerçi bu doğumhanede cinsiyet öğrenme biraz mazide kaldı şimdi anne karnında bebek daha 20 haftalıkken cinsiyeti öğreniliyor. Cinsiyet öğrenme zamanı farklı olsa da cinsiyete verilen tepkiler hala aynı maalesef.
İçimizde bizden gizli serpilip büyüyen cinsiyetçi eğilimleri açığa çıkarmak için sıklıkla verilen bir örnek vardır:
Bir adam oğlunun elinden tutmuş onu okula götürmektedir. Birdenbire hızla gelen bir kamyon çocuğa çarpar, çocuğu hastaneye yetiştirirler apar topar; fakat onu gören doktor hemen: "Hayır, ben bu çocuğu ameliyat edemem, çünkü o benim öz oğlum" der. Nasıl olabilir böyle bir şey?
Zor değildir elbette: Doktor kadındır ve de çocuğun annesidir. Zihnimizdeki cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargılar ilk anda bunu görmemize izin vermiyorsa, kabul edelim ki serde biraz cinsiyetçilik vardır.
Herkes böyledir demiyorum ama maalesef hala bu konuda bazı şeyleri aşamadık ülke ve dünya olarak.
Evlat gibisi var mıdır insan için? Cinsiyetin ne önemi var.
Hani hep derler ya "Allah evlâdın hayırlısını versin, hayırlı evlat olsun" diye, şunu da demek lâzım: Allah hayırlı insanlara annelik ve babalık nasip etsin. İyiler iyiliğe gebedir, güzellikler de yeni güzelliklere.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal ÖZKAN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Aydın Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sitemizi nasıl buldunuz?