Dilvin'in dedesi özel hastaneyi suçladı

Nazilli’de dün toprağa verilen Beşeylül Ortaokulu öğrencisi Dilvin AK’ın (13) dedesi Servet Akoğlan torununun ölümünden hastaneyi sorumlu tutarak, “Hastanede göz göre göre ölümüne neden oldular” dedi.

Timuçin Kılıç
Timuçin Kılıç Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

Aydın'ın Nazilli ilçesinde Özel Referans Hastanesi’nde hayatını kaybeden 13 yaşındaki Dilvin Ak, yapılan cenazenin töreninin ardından Durasıllı Mahalle Mezarlığından gözyaşları içinde toprağa verildi. Genç kızın ölümünün ardındaki sis perdesi Adli Tıp’tan gelecek sonuçla belirlenecek.

"HASTANEDE GRİP DEYİP GÖNDERMİŞLER"


Dilvin Ak’ın annesi ile beraber yaşadığı dedesi Servet Akoğlan torununun ölümünün ardından açıklamalarda bulundu. Biz yandık ama bundan sonra başkalarının da canları yanmasın diyen acılı dede Servet Akoğlan, “Dilvin’imizin anne ve babası yıllar önce ayrıldı. Çocuklarla ben ilgileniyorum onları ben büyüttüm. Çocuğum ayın 28’inde okulda kursta rahatsızlanıyor. Annesi işten geliyor acil servise götürüyor. Acil doktoru annesine bunda grip enfeksiyonu var deyip, ilaç yazıyor, annesi de çocuk çok kötü serum falan yapıverin diyor. Buranın ortamını görmüyor musun yatacak kalkacak yer yok. Her yer dolu nereye yatırıp ta serum yapayım diyor. Beni aradılar biz geliyoruz dediler. İlaç yazmışlar geldiler. Biz hemen aile doktoruna gidip 2 günlük rapor aldık. Eve geldik çocuğa baktım "iyiyim dede" dedi. Daha sonra uyumaya başladı. Çocuk annesine bir şeyler anlatmış. Kızım da bana Dilvin çok rahatsız” dedi.

“KARNIM ÇOK AĞRIYOR”


Dede Servet Akoğlu; "Merdivenlerden indirip kendi arabamla Nazilli’deki özel hastaneye getirdik. Ben otomobil park edinceye kadar annesi tekerlekli sandalyeye almış doktorun yanına götürmüş. O sırada bende doktorun yanına girdim. Dilvin’de amca inemiyorum ayakta duracak halim yok. Doktor "Bunu götürün yatırın ben geliyorum" dedi. Çocuk giderken bayılıp yere düştü. Tansiyon gitmiş. Çocuk sedyenin üzerinde sürekli kusmaya başladı. Doktor 4 tane serum taktırdı. Çocuk bir ara kendine geldi. Çocuk sürekli olarak "karnım ağrıyor, duramıyorum, dayanamıyorum" demeye başladı. Çocuğun filmlerini çektiler. Tahlillerini yaptılar. Hastanede saat 22.00 sıralarında servise aldılar. Çocuk "karnım çok ağrıyor" diyerek sürekli ağlamaya başladı. Saat 24.00’de tekrar kusmaya başladı. Çocuğumun babaları yok annesinden ayrıldı. Ben büyüttüm. Ben zengin bir adam değilim. Biz eve geldik. Biraz durduk. Kızım arada baba Dilvin durmuyormuş. Bağırıyormuş eziyet ediyormuş çabuk gelin” dedi.

“KURTARIN BENİ, KURTARIN”


Hastaneye gittiklerinde torunlarının acıdan sürekli bağırdığını ifade eden acılı dede Akoğlu, “Çocuk bağırıp duruyor. "Kurtarın beni kurtarın beni" diyerek bağırıyor. Dedeciğim doktorları getir beni kurtarsınlar. O sırada Cerrah çağırmışlar filmler temiz her şey temiz diyorlar. Çocuk ise devamlı karnını tutarak kurtarın beni diyerek bağırıyor. Doktor Dilvin'e bağırarak "Kes sesini artık hastaneyi ayağa kaldırdın" diyerek bağırdı. Yeter artık dedi. Biz vatandaşız düşmüşüz ellerine çocuğumuza zarar gelmesin diyerekten buna yemin ediyorum ki bir şey demedim. Bu arada torunum acıdan anneannesine elini ısırabilir miyim deyip elini ısırmış. Hala elinde izi var. Bu arada Genel Cerrah ile Çocuk doktoru aralarında tartışıyorlar. Cerrah çocuğun hiçbir şeysi yok. Bu psikolojik bir olay. Belirli periyotlarla bağırıyor. Bunda bir şey yok iğne yapalım demiş. Odanın içine elinde şırınga ile hemşire girdi. Kızım da bana Dilvin’e iğne yaptıralım mı dedi. Oysa çocuk doktoru da bu iğne nefesini keser yaptırmayalım demiş. O iğne 18 yaşından küçüklere vurulmazmış. İğneyi vurdular. Saat 05.30 sıraları. Çocuğu hemen yoğun bakıma aldılar” dedi.

“TORUNUMU ÖLDÜRDÜLER”


Akoğlu; "Çocuk doktoru "Siz bir yere gitseniz kabul etmezler" dedi. Cerrah'da "Devlet Hastanesine gitseniz ya" dedi. Sonra "Tamam biz çocuğu yoğun bakıma alalım" dedi. Ve aldılar. Doktor bana hiç korkma bunlar psikolojik olay. Bundan insan falan ölmez dedi. Biz güvendik. Her şey temiz dediler. Bende yoğun bakımının kapısında oturuyorum. 15-20 dakika sonra doktor çıktı "çocuğun nefesi kesildi" dedi ve içeri girdi. 5 dakika sonra çıktı "çocuğun kalbi durdu onla uğraşıyoruz" dedi. Bende bir insanım şok oldum. Bende doktora bana akşamdan beri her şey temiz diyordun. Şimdi de kalbi durdu diyorsunuz. Siz bunu nasıl bilmezsiniz dedim. "Biz fark etmemişiz" dedi. "Şimdi gördük" dedi. "Kalpten gitti çalıştıramadık döndüremedik" dedi. Benim dünyam orada bitti. Aşağıda nefes kesen iğneyi yapalım mı yapmayalım mı diye tartıştılar. Bu olay Adli Tıp'a gitti. İddia ediyorum ki çocuğumun sesini komple kestiler. Torunumu öldürdüler” dile getirdi.

03 Ocak 2020 Aydin/ Nazilli- Gündem

Muhabir Timuçin Kılıç


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi


Anket Sitemizi nasıl buldunuz?