“Hayatımı anlatsam roman olur” diyenler için başucu kitabı

Aydın’ın Karacasu ilçesinde yaşayan Neslihan Aytaç, Efsus Yayınlarından çıkacak ilk kitabı, “Nasıl Yazar Olunur, Her Hikaye Roman Olmayı Hak Eder Mi?”nin heyecanını yaşarken, anlatacak bir hikayesi olan herkese kitap çıkarma yolcuğunda ışık tutacak bu eseri hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

Özgür Dedeoluk
Özgür Dedeoluk Tüm Haberleri
+9
Haber albümü için resme tıklayın

Hazırladığı roman taslağının basımını yazar olmak isteyenlere bir yol çizmek için erteleyen ve bu kitabı hazırlayan Neslihan Aytaç, 3 yıllık bir emeğin ürünü olan “Nasıl Yazar Olunur, Her Hikaye Roman Olmayı Hak Eder Mi? isimli kitabının yazarlık düşünenler kadar bu işin mutfağını öğrenmek isteyen kitap kurtlarına da önemli bir kaynak olacağını söyledi. Aytaç, yazarlık düşünenler için başucu eseri niteliği taşıyacak kitabının ünlü bir yazar olmak isteyen kadar yalnızca sevdiklerine bir anı bırakmak için bile yazmak isteyenlere yol göstereceğini dile getirdi. Afyon Kocatepe Gıda Teknolojisi Bölümü mezunu olan reklam metin yazarlığı ve yayın kuruluşlarında editörlük yapan Aytaç, kendisi gibi yazar olan hayat arkadaşı Ali Aytaç’ın da yazarlık serüveninde en büyük destekçisi oldu.

ARALIK'TA RAFLARDA

Karacasu Belediyesi tarafından restore edilen tarihi konakta sorularımızı yanıtlayan Aytaç, “Yazarlık belli bir zümreye ait bir uğraş değildir” dedi. Kitabın Efsus yayınlarından çıkacağını söyleyen Aytaç, “İlk baskısı bin adet yapılacak. Aralık ayı başı itibariyle kitapçılarda ve tüm online satış merkezlerinde bulunabilecek” ifadelerini kullandı.

Kitabın arka kapağında geçen şu ifadeler, kitabın önemini anlatır nitelikte: “Yazma ve okuma üzerine merakı olan herkesin kendi deneyimlerini arttırmak, feyz almak için kullanabileceği yegane eser. Yazar olmak isteyip istemediğinize siz, nasıl bir yazar olduğunuza da okuyucularınız karar verir.” Henüz kitabı çıkmadan üniversitelerden söyleşi teklifleri alan Aytaç, yazarlık üzerine çeşitli çalışmalar yapmayı sürdüreceğini ifade etti.

Neslihan Aytaç’ı tanıyabilir miyiz?

Aydınlıyım. Üniversiteyi Afyon Kocatepe Gıda Teknolojisi Bölümünde okudum. Bir süre mesleğimi icra ettikten sonra reklam firmalarında metin yazarı ve editör olarak çalıştım. Daha sonra da yayıncılık alanında bulundum. Küçük makaleler, internet yazıları yazarak başladım. Sonra kar topu misali biraz daha büyümeye başlıyor. Roman yazmaya başladım. Romanı tamamladım. Ama onu yazarken bu kitap projesi geldi. Önceliği değiştirdik. Nasıl Yazar Olunur, Her Hikaye Roman Olmayı Hak Eder Mi? eserini hazırlamaya giriştim.

HER HİKAYE BENZERSİZDİR

Bu kitabın çıkış noktası ne oldu?

Bu kitabın hikayesi de ilginç. Her insanın kendi hikayesini anlatabilmesi için hazırlanmış bir eser. Bir statü ve eğitim farkı olmadan sadece kendi hikayesini birilerine bırakmak isteyen herkesin, yararlanabileceği bir kitap. Bu kitabı hazırlarken ana fikirden yayın sürecine kadar hangi yollardan geçilir? Nasıl bir metot tercih edilirse doğru yola ulaşılır? Mekan nasıl tasarlanır, karakter nasıl yerleştirilir, olay örgüsüne nasıl inandırıcılık verirsek bu dokuyu okuyucuya hissettiririz gibi temel konuları içeren bir eser oluşturdum. Mümkün olduğunca edebiyatın içerisinde olmayan birinin de kullanabileceği terimsel kavramlara boğmadan işin ruhunu vermeye çalıştım. İşin ruhunu vererek mana kazandırmayı hedefledim. Bu kitabı eline alan insan bir kitap hazırlayabileceğini bilsin istedim. Tanımlar ve uygulamalar var içerisinde. Birçok örnek var. Her konu için çok rastlanmayan örnekler verdim. Çünkü bu da mı olur, bunu nasıl yazmışlar deyip uygulama yapabilsinler diye. Her insan benim bir hayatım var diyor, anlatsam roman olur diyor. Ben bunu yadırgamıyorum hatta kıymetli buluyorum. Çünkü hepimizin hikayesi birbirinden benzersiz. Asla birbiriyle aynı değil. Sıradan bir insan yazdıklarını ailesine bırakabilir hatıra olarak, diğeri uzmanlık alanında bir eser yazar.

YAZMAK KARARLILIK GEREKTİRİR

Her hikaye roman olur mu?

Bu sorunun cevabını vermeyeyim ama şöyle anlatayım. Geçen gün bir misafirliğe gittik. Bu insan tamirat uzmanı. Acayip bir şekilde uzmanlaştırmış kendini. Öyle detayları biliyor ki, yani 40-50 yılda kazanılacak özellikler. Ben de dedim ki artık ustalık-çıraklık ilişkisi yok. Bu sistem bozuldu. Artık ustalarımız kitaplar. Bunlar artık doküman olarak birilerinin kullanabileceği kaynaklar haline gelebilir. Yani kitap deyince iki kitap arasına, girilebilecek her şeyi kastediyorum. İster üniversite öğrencisi olun tez hazırlayın, ister roman yazmak isteyin. Tabi ben akademik tarafını çok vurgulamıyorum ama en azından ana fikri nasıl işleyebileceğine dair, birçok ipucunu vermeye çalıştım. Hayatımı anlatsam roman olur diyenlere “Hadi otur yaz” diyorum. Çünkü yazmak ne cesaret işidir, ne ilham işidir. İlham ve cesareti kararlılıkla birleştirmek gerekir. Çünkü yazmak hakikaten bencil bir iş. Televizyon izlerken ara ara sohbet edebilirsiniz. Kitap okurken hiç kimseyle diyaloga giremezsiniz, yüksek konsantrasyon ister. Kitap okumak bile bu kadar konsantrasyon isterken yazmak bunun 10 katı daha dikkat ister.

Bir insan neden yazar?

Asıl sebep bana göre konu bizim hafızayı depolama şeklimizden kaynaklanıyor. Bir hatırayı kaydedebilmemiz için o hatıranın hikayesi olması gerekiyor. Bir hikayenin içine saklanması gerekiyor o bilginin. Bilgi dediğimiz şey bir hikayenin anlatım şekli. Bir hikayenin farklılığı anlatıcıya bağlı. Bir hikayenin çok popüler olması onu ulvileştirmiyor. Bir hikayeyi bir milyon kişi de duyabilir bir kişi de... Velev ki saklı da kalabilir. Almanya’da böyle yayınlar vardır. Niçin yazıyorsunuz diye sorarlar. Ailem için derler. Bugünlerde kartvizit kitaba dönüştü. Bunu da es geçemeyiz. Birileri dünyalara hitap eder, birileri torunlarına. Aynı şeydir aslında. Birilerinin yapıtları yabancı dile çevrilir diğer ülkelerdeki insanlar onun yazdıklarını hisseder, bir diğerininkini torunlarını hisseder. Çok farklı şeyler değildir. Ayrıca bir eserin önemini baskı adedi belirlemez.

SADECE SEVDİKLERİNE BIRAKMAK İÇİN DE KİTAP YAZILIR

Kitabı edinenler neler bulacak?

Yazmaya niyetiniz olsun olmasın, okuyucu olarak kalmak isteyenlere bile ben bir fikir tohumu atıyorum. Ben diyorum ki bu iş bu şekilde. Bu iş bir sihir değil, büyü değil, imkansız değil. Yapılamaz değil öğrenilebilen bir iş. Ben bu işin mutfağını açmış oluyorum. İsteyen gider kitabını yazar ortaya koyar, isteyen nasıl yapıldığını bilerek okuma deneyimlerine devam eder. Yani diyorum ki kral çıplak. Kurgu ne demek, üslup nasıl kazanılır, mekan nasıl tasarlanır, karakter nasıl oluşturulur, psikolojik yanları, gerçekle aralarında bağ nasıl verilir. Her hikayede ütopyalar dahil zamansız mekansız hikayeler dahil gerçek veritabanını kullanıyor. Ben bu kitapla bunları öğretebileceğimin iddiasındayım. Benimle bire bir çalışmasalar bile bu kitabı okuyarak kendi eserlerini yazabilirler. Eserlerine derinlik kazandırabilirler. Herkes bir şekilde yazıyor ama yazılar günlük konuşmalardan çıkması lazım, roman hikaye kavramı kazanabilmesi için. Oraya başka şeyler eklemesi lazım ki insanlar sürükleyici bir eser okuyabilsinler. Ben insanların satış ve ticari baskı olmadan yazdıklarını sevdiklerine dahi bırakmaları gerektiğini düşünüyorum.

27 Kasım 2019 Aydin/ Karacasu- Gündem

Muhabir Özgür Dedeoluk


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi


Anket Sitemizi nasıl buldunuz?