Reklamı Geç
5 saniye kaldı
Kürşat Engin Özcan
U BANNER II (DENİZ ATABAY)

Son dakika Aydın haberleri- Aydın'ın haber sitesi SES Gazetesi'nde

Pamukta fiyatlar yükselebilir

Pamuğun dünü, bugünü ve geleceği yazı dizimizin son konuğu, Ulusal Pamuk Konseyi Başkanı Bertan Balçık oldu. Türkiye’de son 10 yılda dip ve tavan yapan pamuğu her yönüyle ele alan Bertan Balçık, önümüzdeki günlerde pamuk fiyatlarının yukarıya doğru bir yöneliş göstermesini beklediklerini söyledi.

Pamukta fiyatlar yükselebilir
  • 14 Aralık 2018, Cuma 9:42

EMEK YAŞAR: Önce Ulusal Pamuk Konseyi başkanlığına seçildiğiniz için kutlarım. Türkiye’de pamuğun 2010 yılı öncesini, daha sonra da günümüze kadar gelen süreci ve mevcut pamuk piyasalarını değerlendirir misiniz?
BERTAN BALÇIK: Teşekkür ederim. Şimdi o zaman 2010 yılı öncesi farklı bir durum vardı, 2010 yılından sonra ise daha farklı bir durum meydana geldi. 2010 yılından önce polyester ve türevlerinin daha çok tercih edildiği, moda trendlerinin ve markalarının sentetik elyafa ve ipliğe yönelmeye başladığı yıllardı. O yıllar, pamuğun dolar bazında cent olarak yavaş yavaş zayıfladığı yıllardı. Ta ki kuraklığa kadar. Kuraklık bizde yaşandığı gibi diğer bazı ülkelerde de yaşandı. arkasından dünya stoklarında bazı eksilmeler oldu. Biz kuraklık yaşadığımız zaman, aslında diğer ülkeler de kuraklık yaşamıştı. 2010 yılına geldiğimiz de bu ani stok düşüşü fiyatlara olumlu anlamda hemen yansıdı. 2010 yılından sonra ise, hem tohum çeşitlerinde bariz değişiklikler meydana geldi, verim açısından daha fazla verim alınmaya başlandı, hem de eğilim olarak pamuk daha fazla tercih edilmeye başlandı. Ama bunlar yavaş yavaş oluştu. Özellikle Çin’in polyester fabrikalarını çevre kirliliği sebebiyle kapatması ve orada mal arzının kendiliğinden azalması pamuğu hareketlendirdi. Moda yapıcı sonuçta, her zaman bulabileceği malı, hammaddeyi kullanmak ister. Polyesterde böyle bir durum meydana geldi. Pamuğa talep şu anda da olduğu gibi, 2010 yılında da yükselme trendi devam etti. Fiyatlara üretici açısından bakarsak aslında iyi yıllardı. 

EMEK YAŞAR: Günümüzde ve o yıllarda pamuk fiyatlarında yaşanan fiyat yükselişinin benzerliğini ve farklı yanlarını değerlendirir misiniz?
BERTAN BALÇIK: Tabi, o yıllardaki ani bir yükselmeydi. Onun sebebi stokların ani düşmesiydi. Tek bir seferde oldu ve belirli bir zaman aralığında devam etti ve tekrardan düştü hatırlarsanız. O düştüğü yerden kademeli, hem dolar bazında, hem de TL olarak yükseldi. Geçen seneki yükselişler ise tamamen talep kaynaklıydı. Gerçekten pamuğa bizim tahminimizin ötesinde talep oldu. Burada Çin’in, Bangladeş’in, Endenozya’nın Vietnam’ın tüketimlerinin de artması çok büyük etken oldu. Şunu da unutmayalım; 2010'da Türkiye’nin tüketimi 1,2 milyon tondu, geldiğimiz noktada 1,6 milyon tona yükseldi. Dünyada tekstil üretimi yapan ülkelerde kapasite artışları meydana geldi. Bu talepler aslında fiyatları yükseltti. Aslında ikisinin birbirinden farkı var. 2010'daki ani fiyat yükselişi sonra söndü. Şimdi özellikle son dört beş yıldır pamuk fiyatlarında düzenli bir artış var. Geçen pamuk sezonu sonunda pamuk fiyatları 6.70, 6.80'den başladı. Sonradan 7.20’lere çıktık, daha sonra da Mart, Nisan'dan sonra yükselmeler devam etti. Bu sene de, sene sonunda 11,5 TL’ler vardı biliyorsunuz. Daha sonra da ülkemizdeki ekonomik sebeplerden dolayı talep azalması meydana geldi. Malın ihraç edilmesi de pek mümkün değildi. Şu anda pamuk fiyatları 9 ile 9.30 TL arası işlem görüyor. Geçen seneye göre fiyatlar gene yüksek.

EMEK YAŞAR: Geçtiğimiz günlerde mısırla ilgili alım fiyatlarının yükseltilmesi, alımın TMO tarafından yapılması ve ödemelerin de 10 gün içinde yapılması gibi kararların bu günlerde yapılıyor olması yem bitkisi ihtiyacı gerekçe gösterilerek de olsa, birbirine rakip olan ürünlerden yalnızca mısıra olan ilgi, Ulusal Pamuk Konseyi'nin 1 milyon ton olan pamuk üretimi hedefinden sapmaya neden olur mu?
BERTAN BALÇIK: Öncelikle alınmış bir karar yok. Sonuçta Türkiye’nin ekilebilir topraklarının miktarı belli. Yıllardır bunun planlaması bir şekilde yapılmaya çalışılıyor ama tam da enflasyonun yükseldiği bu yılda özellikle tarımsal üretim planlamasının gerekliliğinin daha çok farkına varıldı. Pamuğun katma değer olarak getirisinden ötürü daha önemli olduğunu biliyorlar. Böyle olmasa bugüne kadar en çok desteklenen ürün pamuk olmazdı. Gerçekten de tarımsal desteklemeler içinde aslan payını pamuk üreticisi alıyor. Bu destek modellemesi sayesinde de zaten pamuk üretiminde 400 bin tonlardan 900 bin tonların üzerine çıktık, 1 milyon tonlara gidiyoruz. Mısıra ekimi tekrar çok fazla teşvik yapılır mı? Tahmin etmiyorum. 

EMEK YAŞAR; Ulusal Pamuk Konseyi'nin bir plan dahilinde üç yıl veya beş yıllık pamuk destekleme priminin önceden belirlenmesi talebi vardı. Bu konuyla ilgili bir gelişme var mı?
BERTAN BALÇIK: En az üç yıllık. Şöyle, biliyorsunuz Türkiye’de yıllık bütçeler yapılıyor. Tarım Kanunu da tarımsal desteklemenin GSMH en az yüzde birinden az olamaz dediği halde, bu bile tam uygulanmıyor. Şimdi üç yıllık beş yıllık planları kağıt üzerinde yapmak kolay. Oraya geçmeden mutlaka önce planlamanın bitirilmesi gerekir. Biz pamuk özelinde en az üç sene, beş sene derken kendimizi düşünüyoruz. Doğru. Ama bunun altını doldurmak istediğinizde biz de bu ülkenin vatandaşıyız. Yani ülkemizi düşünmek zorundayız. Ülkemizin menfaati neyse, ne olması gerekiyorsa, bunun konuşulup görüşülüp bütün stratejik ürünler için bir modelleme getirilmesini isteriz. Sadece bunu pamuk için talep edemem ki. 

EMEK YAŞAR: Lisanslı depoculuk ile ilgili gelişmeler ve beklentileriniz nelerdir?
BERTAN BALÇIK: Lisanslı depoculuk çok doğru alınmış bir karardı. Yalnız pamuk için değil. Hububat ürünlerinde, zeytin ve zeytinyağında da lisanslı depoculuk, baktığınız zaman son derece üretici lehine bir uygulama. Pamuğun burada farklı konumu, şu anda üreticinin kendi pamuğunu lisanslı depoculuğa koymasını engelliyor. Şöyle ki, siz buğdayınızı hasat ettiğinizde başka işlem olmayacağı için lisanslı depoya hemen koyabilirsiniz. Pamukta ise mutlaka bir çırçırlama işlemi olması gerekiyor. Bu yüzden çiftçiler pamuğunu çırçırlamadan sonra lisanslı depoya koyabilmeli. Bizde ise biliyorsunuz destekleme kütlü pamuğa veriliyor. Burada destekleme primi tebliğinde küçük bir değişiklik yapılmasını istiyoruz. Prime esas istenen evrakların içine müstahsil makbuzu veya elektronik ürün senedi (ELÜS) ibaresinin konulmasını istiyoruz. Yine üreticinin pamuğu çırçırlarken önüne yüzde 18 gibi bir işletim KDV’si çıkıyor. Bu KDV’nin yüzde bire düşürülmesini istiyoruz. Diğer bir konuda Bundan önce TARİŞ, ANTBİRLİK, ÇUKOBİRLİK pamuğunu lisanslı depoya koyabiliyordu ama destekleme priminden faydalanamıyordu. Bakanlık, birliklerin desteklerden faydalandırmasıyla ilgili bir çalışma yapıyor. Sağ olsunlar. Bundan sonra onlar da koyabilecekler. Söke’deki, Söke Ticaret Borsası öncülüğündeki lisanslı depoculuk faydalı olacak bir girişim. Artması gerekir. Bizim her gün İzmir Ticaret Borsasında pamuk satmak zorunda kalmamız lazım. Güvenli bir yer olarak lisanslı depomuz olması ve bu depolardan aldığımız ELÜS’lerle finansman imkanı bulabilmemiz lazım. İzmir'deki lisanslı depo artık yetmiyor. Söke’nin bu girişimi güzel, destekliyoruz.”

EMEK YAŞAR: Ulusal Pamuk Konseyi olarak pamuğun geleceğini nasıl görüyorsunuz? Ayrıca sizin eklemek istediğiniz görüşleriniz varsa onları da değerlendirir misiniz?
BERTAN BALÇIK: Dünyada pamuk üretiminde ülkeler arası çeşitlendirmeler başladı. Afrika, Orta Doğu, Türki Cumhuriyetleri gibi birçok ülke pamuk ve pamuğa dayalı sanayilerini geliştirme eğiliminde ve buna uygun da politikalar üretiyorlar. Talebin de bu arada artması da iyi oluyor çünkü herhangi bir üretim fazlalığı meydana gelmiyor. Yıl sonu stoklar her sene biraz daha azalıyor. Önümüzdeki yıl Temmuz 2019 itibarıyla da devir stoklarının azalmasını bekliyoruz. Çin çok önemli bir ülke, onların elindeki stokların azalmasını bekliyoruz. Amerika’nın, kuzey yarım kürenin bu arada buna Türkiye’de dahil, bu yılki mahsulde üretim kayıpları bekliyoruz. Önümüzdeki günlerde en büyük sorunun kaliteli pamuk bulmada zorluk olacağını düşünüyoruz. Biliyorsunuz bu yıl yağmur gibi, kasırga gibi, fırtına gibi sorunlar meydana geldi. Bütün bunlar pamuğun lifini kalitesini etkiledi. Bunun iplik sanayicisi için bir dezavantaj olduğunu düşünüyoruz. Talebi gören çiftçinin dünyanın her yerinde pamuk ekmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Türkiye’de 1,6 milyon ton ihtiyaç duyulan pamuğun bir miktar düşmesini bekliyoruz ki şimdiden talebin düştüğünü biliyoruz. Şu anda talep 1,3 milyon, 1,4 milyonlara düşmüş vaziyette. Bu bir miktar daha düşer mi, hükümetimiz tekstile destek olur mu? Bunları henüz bilmiyoruz ama şu anda kapasite azalması olduğunu gayet iyi biliyoruz. Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin, 1 milyon tonluk üretim kapasitesinin korunması gerektiğini düşünüyoruz. Bakanlığında bu yönde hassasiyet göstereceğini umut ediyoruz. Fiyatlarla ilgili de şu anda dünyadan yüzde 20-25 oranında düşük fiyatla mal satıyoruz. Önümüzdeki aylarda enflasyon ve faizde düzelme ve kurun daha stabil olması ve tekstil sektörüne destek verilmesi, bence bu söylediğim faktörlerle birlikte gerçekleştiğinde pamuk fiyatlarının yukarı doğru gitmesini sağlayacaktır. En büyük sorunlardan biri de çekirdek fiyatlarının çok düşük olması. Fiyatlar geçen yılın altında, maliyetler ise yüzde 40-50 arttı. Çekirdeğin bu durumda maliyeti karşılaması pek mümkün de değil. Orada da çırçırcılar ve kooperatifler açısından şansız bir sene olduğunu söyleyebilirim. Çekirdeğe verilecek destek aynı zamanda pamuk fiyatlarının yükselmesini de etki yapacaktır. Diğer taraftan da ilave etmek istediğim konu çırçır işletmelerinin rehabilitasyonunun yapılması gerekliliği. Bu konuda bir karar alınması lazım. Çırçır işletmeleri kapasiteleri oranında açık ve kapalı depolara sahip değiller. Bu konuda bir düzenleme yapılarak hayata geçirilmesi gerekir ki, çiftçinin getirdiği pamuğun kalitesi korunarak işlenebilsin. Diğer bir konu da bizim dünyadan ayrıldığımız bir konu, GDO’suz Türk pamuğu, İzmir Ticaret Borsası ve Ulusal Pamuk Konseyi bunun marka tescilini aldı. Bunun markalar bazında hayata geçirilmesi için çalışmalar yapılacak. Hem iplik, hem tekstil, hem hazır giyim bu konuda bir şeyler yapmak istiyor. Bu bizim dünyadan ayrılarak farklı GDO’suz üretim yapan Türkiye, GDO’lu üretim yapan Avustralya’dan sonra verim açısından ikinci sırada. Ancak son yıllarda bir GDO’lu tohum eken ülkeler hastalıklarla baş edemiyorlar. Biz ise entegre zirai mücadelede başarılı olamasak da bir şekilde verim alabiliyoruz. Bakanlığımız küçük bir bütçeyi UBK’ya ayırırsa üreticilerimize hastalıklarla ilgili entegre mücadele etme eğitimi vermek istiyoruz. 

 

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 1

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
  • ÇOK OKUNANLAR
  • SON DAKİKA
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık
KÜRŞAT ENGİN ÖZCAN