Sol Sabit
  • 13.12.2016
Osman GİRGİN

Osman GİRGİN

DOLAR MI DOLMAZ MI?

 

Dünya insanın rahat ve huzur içerisinde yaşayabileceği muhteşem bir yerdir. Nedense insan rahat ve huzur içerisinde yaşayabileceği bu muhteşem yeri cehenneme çevirmek için elinden geleni yapıyor. Zararı da yine kendisi çekiyor.
    Dünyadaki her şey insanoğlunun emrine verilmiş olmasına rağmen insanoğlu yine doyumsuz ve açgözlülük yapmaktadır.
    İnsanoğlu mutluluğu kendi huzur ve sağlığında değil de başkasının mutsuzluğunda aradığı müddetçe dünyanın düzelmesi mümkün değildir.
    Dünyada herkese yetecek nimet yaratılmıştır. İnsanoğlu ihtiyaçlarının peşinde değil isteklerinin peşinde koştuğu müddetçe aç kalmaya ve açgözlü olmaya devam edecektir.
    Ülkeler kendi ürettiklerini kullanmadıkları sürece kalkınamayacaklardır. Anlam ve önem itibarı ile çok gerekli olan fakat bizim tarafımızdan göstermelik kutlanılan bir haftaya daha ulaştık.
“Tutum Yatım ve Yerli Malları Haftası”  
    Ailelerin ve milletlerin devamı anlamına gelen bu haftanın değerini bilmediğimiz müddetçe dünyada yerimiz yoktur.
    Temeli ne kadar 1929 yılındaki ekonomik krize dayansa da dünya kapitalist düzen sayesinde krizlerden kurtulmayacaktır. Bunun tek ilacı kendi öz kaynaklarına dönmektir.  Türkçesi de: Ayağını yorganına göre uzatmaktır.
    Kapitalizmin uzantısı olan kültür emperyalizmin insanlara dayattığı tüketim toplumu modeli, bir avuç mutlu azınlık için dünyanın köle olmasıdır.
    Yabancı hayranlığı bizde üç yüz yıllık bir hastalıktır. Biz kim olduğumuzu bilmiyoruz. Geçmişimiz unutturulmuş.  Kendimizi küçük görme hastalığı bize zorla kabul ettirilmiştir. Bunda düşmanlarımızın etkisi kadar yerli işbirlikçilerin de katkısı vardır.
    Bu hastalıktan kurtulmanın tek yolu çalışmaktır. Çalışarak ürettiklerimizi millet olarak sahip çıkmalıyız. Kendi değer ve ürünlerimizi öncelikle kendimiz kullanmalıyız. Çalışmadan başarıya ulaşan hiç kimse yoktur. Bu konu da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk şöyle demiştir:
    Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyenler toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.
    Milletimiz son zamanlarda tüketim hastalığına tutulmuştur. İşte bu anlamda tek tedavi tutum ve yatırım duygusunu geliştirebilmektir.
    Özellikle çocuklarımızı tasarrufa yönlendirmeliyiz. O küçücük harçlıklarından minnacık tasarruf edebilme duygusunu verebilmeliyiz. Elbette ki en önemli örnek biz büyükleriz. Bugün kazandığını bugün yiyen bireylerden olmamalıyız. Eğer öyle olursak yatırım yapmamız münkün değildir.
    Ne kadar paramız var ki tasarruf edelim sorusunu soran kişi gerçeği anlamamış demektir. O kimselerin keseleri dolar mı dolmaz mı bende bilemem.
    Günümüzdeki dolar krizine gelecek olursak neremiz doğru ki?
    Kampanyaların en büyüğü bu konuda yapılmalıdır. Bütün toplum özellikle göz önündeki medyatik kişiler ve zenginlerimiz yerli malı kullanmalıdırlar. İsraftan şiddetle kaçınmalıyız. Bugün neyi israf ettiğimizi bile bilemez hale gelmişiz. İsraf toplumumuzu yok eden en büyük hastalıktır. Dinimiz de zaten israfı haram kabul etmiştir.
    Kendimize gelmenin vakti gelip geçmektedir.
    Günün sözü:
    Yerli malı Türkün malı her Türk onu kullanmalı.
Muhabbetle!!

Not: Cumartesi günü İstanbul’da meydana gelen terör saldırısında şehid düşenlere Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar dilerim. Milletimizin başı sağ olsun.
 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.