KURUÇEŞME

Son dakika haberleri- Aydın'ın haber sitesi SES Gazetesi'nde


  • 06 Temmuz 2018, Cuma 10:03
Ömer HakanYavaşoğlu

Ömer Hakan Yavaşoğlu

ÖNCE KALBİNİ (SONRA BEYNİNİ VE DAHA SONRA DA BEDENİNİ) DOYUR…(15)

Bu bakış hastalara ,hastalıklara ve yaşadığım olumlu olumsuz her olaya yeni bir bakış(bütüne bakma/parçadan uzaklaşma) kazandırmıştı.Ve en önemlisi parça’yla ilginenirken çaresiz ve yetersiz modern tıp bakışını aşarak tamamlayıcı tıp bakışını yakalamıştım. Artık anladım ki parçayla aşırı ilgilenen ve yetersiz kalan modern tıp bakışından ziyade bütüne bakan ve hastalıklara kesin çözüm bulan ve onları hastalıklardan koruyan tamamlayıcı tıp penceresini kullanmalıydım.
      Bu derin düşüncelerle meşgul iken birden nerede olduğumu farkedip ,celal-cemal dengesinin bütünü oluşturduğundan bahseden M.ağabey’e tekrar kulak vermeye devam ettim. O şöyle diyordu : ”Celal tecellileri oluşturan esma terkipleri yaşantımızdaki olumsuz olayların ta kendisidir. Herşey daima beyaz gitmez hayatımızda değil mi?” .Ve gözlerimin içine dikti gözlerini gülümseyerek kainatta herşeyin düalite prensibi ile işlediği için bütün resimde, en koyu siyahdan en parlak beyaza kadar her türlü gri renk-skalasının olabileceğinden dem vurdu.Hiç bir simsiyah parça’nın(yaşadığımız ciddi bir yıkıcı travmatik olayın)sonsuza kadar sür(e)meyeceğini onu mutlaka aynı dozdaki bembeyaz bir parça(çok mutlu edici bir olay)nın yani cemal tecellilerinin takip edeceğini beyan etmişti. Hatta bu konuda İnşirah Suresindeki “…muhakkak her zorluktan sonra büyük kolaylık vardır..” güvencesinin iki kere tekrarlandığını vurgulamıştı tebessümle.
       Zihnim giderek aydınlanmaya başlamıştı verdiği cevaplar karşısında.Evet anlamıştım yaşamdaki her AN ımız bir parça ve şimdiki AN ımızın bir sonraki ve birçok AN larımızla (yaşamımızın tamamıyla) nasıl birleşerek BÜTÜN ü oluşturduğunu farketmiştim.Zaten Bediüzzaman’ın “Harf-i mana” tesbiti de bu ayeti şerh eden bir anahtar hükmündeydi sanki…Şimdiki AN ımızı bir harf gibi telakki ettiğimizde bir günün tamamında yaşadığımız onlarca AN parçası ise harflerden oluşmuş bir cümleyi oluşturuyordu, yani o güne ait bütün, o günün arasındaki kuvvetli rabıtalarla oluşmuştu.Ve bir gün deki AN ların toplamı olan parça-cümle, bir hafta içinde diğer günlerin parça-cümleleriyle birleşince Yaşamımızdaki bir “paragraf” a dönüşüyordu.Ve bir hafta ile oluşmuş “parça-paragraf”lar birleşerek “bir sayfa” hükmündeki BÜTÜN ü, bir sayfa-parça
   An’ların birleşimiyle bir kitabı oluşturan tüm hayat-BÜTÜN ümüzü meydana getiriyordu.
    M.Ağabey’den aldığım ;zihin- maymuncuğunu bütün-parça ilişkisinin yaşamdaki karşılıklarını çözmek için artık büyük bir dikkatle kullanmaya başlamış ve bu konu günlerce aylarca kafamı meşgul etmişti. Tüm yaşamımdaki olayların birbiriyle olan bağlarını iyice farketmeye ve nasıl da siyah-beyaz renkleri yaşarken dibe inip-çıkışlarımın sebeplerini iyice kavramaya ,aslında kendimle ilgili olduğunu ayan-beyan anlamaya başlamıştım.
    O sürekli “cemalini gizlemiş celal içinde…”diye başlayan ve benzer manadaki Hakk Dostlarının beyitleriyle yaşadığım olumsuz olayların üzerimdeki tesirlerini bertaraf etmeye çalışırken şimdi neyi kastettiğini daha yeni kavramaya başlamıştım. Çünkü sıkıntılar gerçekten, kapının gelecek müjdeci habercinin tıklaması gibi gelen habercilerden farksızdı.Eksi yirmi, otuz gibi bir inişiniz olduysa mutlaka artı yirmi,otuz gibi bir çıkışınız olacaktı düalite prensibi gereği.
        Çok sonraları düalite prensibinin aslında Kur’ani bir hakikat-kavramı olan ezdad-ezvac(=mesani) ilişkisiyle aynı şey olduğunu büyük bir taaccüble/şaşkınlıkla karşılamıştım. Birbirine zıt-çiftler demek olan ezdad, cemal celal dengesini anlamak için çok önemliydi.Kendi medeniyet müktesabatımızdan geç de olsa öğrendiğimiz hakikatin asırlarca önceden Mutluluk klavuzumuzda bildirilmiş olmasına çok hayıflanmış ve o andan itibaren Hakikate yön levhası anlamında olan ilim üretmenin artık zülcenaheyn bir bakışla mümkün olabileceğine karar vermiştim. Asla modern tıbbın beyin araştırmalarıyla yetinmeyecek, nörobilimsel gerçeklere Kur’an’i pencereden de bakıp her ikisini harmanlayacaktım artık(DEVAM EDECEK).

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Cumhurbaşkanı kim olmalı?

NAMAZ VAKİTLERİ
özge
yukarı çık