Garpark
UĞUR SOĞUTMA

Son dakika haberleri Aydın'ın haber sitesi SES Gazetesi'nde

  • Dolar 3.4946
  • Euro 3.9120
  • GR ALTIN 140.57
  • ÇEYREK 233.24

  • 19 Haziran 2017, Pazartesi 8:28
Hikmet ÂDEM

Hikmet ÂDEM

CİNLERE AİT BAZI DURUMLAR

Cinlerin Yemesi-içmesi

Hz. Allah’ın koyduğu rızıkları taksimat sisteminde her canlının kendine has yeme-içme şekil ve maddeleri vardır. Her varlık, farklı yiyeceklerle karnını doyurur. Böylece kâinatta hem boşa giden ve telef olan bir şey olmaz; hem de aç kalan veya acından ölen bir canlı bulunmaz. Çünkü her halükarda Sünnetullah hükmünü icra eder ve bütün canlılar – bir şekilde- mutlaka karnını doyurur. Yeter ki beşer eli ve sun’i müdahalelerle sisteme çomak sokulmasın. Dolayısıyla Hz. Allah, Cinlerin de rızkını yaratmış ve taksim etmiştir.

Cinlerin yiyecekleri

*Kemik ve hayvan gübreleri: "Peygamberimize Cinlerin yediklerini sordular, Peygamberimiz:"Sizin yiyip de üzerlerinde fazla miktar et bıraktığınız bütün kemikler, bütün deve ve at gübreleri. Artık bu ikisi ile taharetlenmeyin, zira onlar kardeşlerinizin yiyecekleridir." Buyurdu. (Müslim, Salat, 150)

* Lavabolarda biriken bulaşık-yemek artıklarıdır. Oraya kaynar su dökerken mutlaka besmele çekilmelidir.

*Çöplerdeki soğan, yumurta kabuklarıyla, yiyecek atıkları ve küldür. O sebeple Buralar basılmamalı ama zorda kalınır veya farkında olmadan çiğnenecek olursa en azından “Euzü-besmele” çekilmelidir.

*Besmelesiz başlanılan her türlü yiyecekte ve işte şeytanlar, insanlara ortak olur. Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri, onlara şöyle ruhsat ve yetki vermiştir: “Onlardan gücünün yettiğini sesinle yerinden oynat; süvarilerin ve piyadelerinle üzerlerine bas gürültüyü; mallarına, evlatlarına ortak ol; onlara va'dlerde bulun. Ama şeytan onlara bir aldanıştan başka ne va'd eder?(İsra,64)

Cinlerle evlenmek mümkün müdür?

Bir insanın bir hayvan ile cins ayrılığı olduğu için evlenmesi mümkün olmadığı gibi, cinni ile de, fıtrat ayrılığından dolayı, evlenemez. Zira insan, hücrelerin ve moleküllerin yoğunlaşmasından, cin ise, ışın şeklinde bir enerji akımından ibarettir. Farklı âlemlerde, farklı boyutlarda, farklı yaratılışta olan insan ve cin, fizyolojik ve biyolojik manada bir araya gelip birleşmeleri, izdivaç etmeleri imkânsızdır. (el-Feteva'l-Hadisiyye 167; Halil GÖNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II/111)

İnsanlarla cinler arasında nikâh da olmaz. Çünkü nikâhın gereği; eşlerin birbirine ülfet etmeleridir. Halbuki insanlarla cinniler arasında ülfet mümkün değildir. Zira yeme ve içmede, mesken ve barınmada yekdiğeriyle hiçbir ortak nokta olmadığından ünsiyet ve imtizaç olamaz. Binaenaleyh nikâh da sahih değildir. Çünkü nikâhın cevazı kabul edilse, zinadan hamile olan kadınlar, hamlinin cinnîden olan erkeğinden olduğunu iddia ederek âleme fesat saçılmasına sebeb olur. Bu fesadın giderilmesi için de, nikâhın caiz olmaması lâzım gelir. (M. Vehbi Efendi, H. Beyan, 15, 6176)

Cinler, Yalan ve Büyü

Bazı kötü ruhlu insanların sihir konusunda cinlerden yararlandıkları doğrudur. Ancak bu, sanıldığı ve korkulduğu kadar değildir. İmanı güçlü oanlara cinlerin zarar veremeyeceği bir gerçektir. Kur'ân-ı Kerîm'de sihirle uğraşanlar için: "Allah'ın izni olmadan onlar kimseye zarar veremezler."(Bakara,102)  Buyrulmaktadır.  Çünkü insan bu tür hallere karşı koyabilecek bir takım silahlarla mücehhez kılınmıştır.

Onların, çoğu zaman yalan söylediklerini Kur'ân-ı Kerim'den öğreniyoruz: Doğrusu bizim beyinsiz olanımız (iblis veya azgın cinler), Allah hakkında pek aşırı yalanlar uyduruyormuş.

Bu sebeple piyasada cinlerle sihir yaptığını veya yapılanları etkisiz hale getirdiğini söyleyenlerin çoğunun, aslında böyle bir şeyle ilgisi yoktur. Cinlerle ilişki kurabilenleri, onların en fazla binde biri kadardır. Bunların çoğu da cinler tarafından kandırılmakta ve yanlış bilgi verilmektedir.

Zamanımızda bazı kesimler ve özellikle de kadınlar bu tür insanlara akın etmekte, onlara milyonlar akıtmakta ve onların gaybı bileceklerine inanmaktadırlar. Hâlbuki bunların hepsi büyük günahtır. Hattâ bazıları insanı dinden çıkmaya kadar götürür. Nitekim Ehli Sünnete göre, Kâhine ve falcıya inanmak ( Allah korusun) haric-i din ve iman kalmaktır.

Cinlerin etkilediği bir takım kimseler olduğu gibi, Cinleri etkileyen ve zararsız hale getiren insanlar da yok değildir. Ama birinci gruba girenler tüccar olup ikinciler yaptıkları karşılığında para almazlar ve bunun istismarını yapmazlar. Bilirler ki, duçar (çarpılmış)ve na-çar (çaresiz) insanlara yardım etmek sevaptır.

Süfli Cinlerin Hileleri

Süfliyat denilen ( inanmayan) cinler ve de Şeytanlar, düşman olarak gördüklerinden dolayı insana karşı hep hilekâr, yalancı ve düzenbaz hareket edip iyiyi kötü, kötüyü de iyi gösterirler. İnsanı aldatmak ve alt etmek için her türlü kumpası kurarlar. Adamına göre davranmasını,  herkesten kan almasını ve damardan girmesini bilmek ve uygulamak uzmanlık alanlarıdır onların. O yüzden Hz. Allah şöyle buyuruyor:

*(Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir; hâlbuki şeytanın onlara söz vermesi aldatmacadan başka bir şey değildir.(Nisa, 120)

*Şeytan, içki ve kumarla sadece aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazı kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyorsunuz değil mi? (Maide,91)

*Nihâyet şeytan ona fısıldayıp: "Ey Âdem, sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığı göstereyim mi? Dedi. (Taha, 120)

Dikkat edilirse; Şeytan, Hz. Adem’i, “Yasak ağaçtan yerse Cennette ebedi kalacağı ile” aldatmıştır.

Cin-Şeytan Hilesi mi büyüktür, İnsan Hilesi mi?

Evet, süfli cinlerle şeytanlar mesleklerinde son derece mahir varlıklardır. Allah korusun, ellerine düşenin hali, canavarların pençelerine maruz kalmış olanların durumundan, çok daha vahimdir. Ama onların hışmına uğramamak için ilgili tedbirler alınır ve bu hususta gerekli olan hassasiyet gösterilirse, Hz. Allahın izni-inayetiyle, ne ocaklarına düşülür, ne de kucaklarına... Çünkü Halik Teala, onları, insana karşı düşman gösterirken; insanı da onlara karşı lazım gelen her türlü silah ve mühimmat ile donatmıştır.

Binaen aleyh kullanmasını bilen İnsanın elindeki bu cephaneliğin yanında şeytanın her türlü hile ve tuzağının çok zayıf kalacağı ayeti kerimede şöyle ifade edilmiştir: “Esasen şeytanın hilesi çok zayıftır.” (Nisa, 78) Fakat insanın hilesi Öyle mi ya?

Yusuf suresinde şöyle beyan edilmektedir:“Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce: "Anlaşıldı, o, siz kadınların tuzaklarından biridir; gerçekten sizin tuzağınız çok büyüktür! Dedi.” Burada kadınlardan bahsediyor ama erkeklerin, özellikle, günümüz insanın hilesine akıl-sır erilesi değildir. Öyle insanlar var ki şeytana bile ters külah giydiriyorlar. Kuvvetle muhtemel ki şeytan bu tipolojideki insanlarla, imkânı yok, baş edemediği gibi, onlardan fersah fersah da kaçıyor ve bir de onlara yalvarıyordur heralde: “Kabul edersen, sana çırak olabilir miyim?” diye. Nitekim bir mizansende şöyle anlatılır: Kalp gözüyle bakabilen bir arif, Şeytanı, Bankamatik kuyruğunda görür:

-Sen Şeytan değil misin?

-Evet, Şeytanım.

-Ne işin var bre mel’un, burada? Senin vazifen insanları aldatmak ve kendi yörüngene çekmek değil mi?”

-Doğru söylüyorsun! Ama insanlardan, bu zamanda, öyle şeytanlar türedi ki benim pabucum dama atıldı artık. O yüzden ben emekliliğimi istedim, emekli maaşımı çekeceğim.”Demiş.

Şeytana karşı “Euzü-Besmele veya ezan okunursa” hemen defolup gider. Fakat günümüzde, özellikle bazı insanlar, şeytana öyle rahmet okutur bir duruma gelmişler ki, değil euzü besmele ve çeşitli dualar okumak, onlarca defa Yasin ve Kur’an hatimleri indirseniz yine de yapacağı mel’anet ve rezaletten vazgeçmiyorlar.

Cin ve Şeytanlar Ölür mü?

Kurtubi der ki; Akıl ve nefis taşıyan bütün mahlûkat (fiziki veya metafizik olsun ) ölüm itibariyle eşittir. Şu kadar var ki ömür süreleri farklıdır. Az veya çok yaşasınlar, sonuçta mutlaka ecel başlarına gelir.(Kurtubi, 17/160) Bu ifadeler, aynı zamanda, Ehli Sünnet’in de ortak görüşüdür. Ancak onlarda zaman ve mekân boyutu bizimkinden farklı olup nev’i şahıslarına münhasırdır. Kendi yıllarına göre yirmi yaşındaki bir Cin bizim zamanımızla en az bin beş yüz yıl yaşamış olur. Nitekim Kâdî Beyzavi, Hz. Enes’den şöyle rivayet etmiştir: “Ben, Allah'ın Resulü ile beraber Mekke dağlarında iken, değneğine dayanmış bir ihtiyar geldi. Peygamberimiz sav:
“Cinnî yürüyüşü ve nağmesi mi?” dedi, o ihtiyar:
“Evet.” Dedi. Peygamberimiz:
“Hangi cinlerdensin?”deyince, O:
“Ben, Hâme İbn Heym ibn Lâhs İbn İblisim.”diye cevap verdi. Hz. Peygamber sav:
“Seninle İblis arasında, ancak iki batın geçmiş, ne kadar yaşadın, deyince;
“Dünyanın ömrünü yaşadım. Kâbil, Hâbil’i öldürürken, dağda geziyordum.” dedi ve çok şey anlattı. Anlattıkları arasında şu da vardı:
“Bana, İsâ ibn Meryem, “Eğer Hz. Muhammed ile karşılaşırsan, ona selâm söyle” dedi.. Ben de:
"Onun selâmını şu anda sana tebliğ ve iman ettim….” Peygamberimiz):
“Aleyhi ve aleykes-selam ya Hame, ihtiyacın nedir?” deyince, o:
“Musa (as) bana, Tevrat’ı, İsa (as) da İncil’i öğretti. Sen de Kur’ân’ı öğret” dedi. Peygamberimiz ona, on sûre öğretti. Hz. Peygamber (asm) ahirete göçtüğünde, bu cin yaşamaya devam ediyordu. Hz. Ömer: “Ben onun hâlâ yaşadığını biliyorum” demiştir.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Zafer Ortaokulu
yukarı çık