NUMUNE TEK

Son dakika haberleri- Aydın'ın haber sitesi SES Gazetesi'nde


  • 21 Şubat 2018, Çarşamba 9:47
HikmetÂDEM

Hikmet ÂDEM

ATEİST İDEOLOJİLER (II)

MATERYALİZM

Allah ve kâinattaki her şeyi madde ile izah eden ve âlemde bir yaratılış gaye ve iradesi görmeyen, toplum hayatı ve fertler arasındaki ilişki ve davranışları belirleyen faktörün yalnız madde olduğunu iddia eden ateist bir düşünce sistemidir.  

Materyalizm, kâinattaki her şeyin ve herkesin maddeden çıkıp, maddenin kanunlarına mahkûm olduğu; maddenin sınırlarının dışında varlığın söz konusu olmadığı iddialarına dayanır. Bu düşünceye göre, maddeden ortaya çıkan bütün -insan da dahil- yaratıklar ve organizmalar maddi olup metafizik bir tarafı yoktur. Çünkü Materyalizme göre madde, bütün duygu ve düşüncenin kaynağıdır. İdrak ise türemiş tali (ikincil) bir unsurdur. Zira idrak, maddenin yani varlığın bir yansımasıdır. Düşünce ise, maddenin bir sonucu olup onun tekâmülü sayesinde mükemmelliğin üst basamaklarına çıkmıştır. Binaen aleyh madde ezelî ve ebedîdir, kâinatta var olan her şey madde tarafından var edilmiştir.

 Materyalizm ve Rönesans İlişkisi                                                                                                                    

Avrupa'da materyalist görüş, Rönesans’tan eski olup Hıristiyanlıktan önceki Roma’da, bazı yönleriyle eski Grek felsefesinden derin izler taşır. Rönesans hareketi, Hıristiyanlığa düşmanlık üzerine gelişmiştir. Çünkü o, aslında Grek ve Romen kültürü esaslarına dönüş harekâtıdır.

Rönesans düşüncesi "hümanist" ve seküler bir hayata yönelik idi. Fakat “Hümanizma ile  kasdedilen şu idi: Bilginin kaynağı Allah değil, insandır. Yani hayatın gereklerinin göz önünde bulundurulması gereken kaynak ilâhî vahiy değil, insanî düşüncelerdir.

Rönesans çağının alamet-i farikası insanın mutlak kişiliğinin farkına varması, otoriteye ve sahiplerine karşı çıkması, bütün dünyayı kendisine vatan olarak kabul etmesi gibi hususlarda ileri noktalara gitmek olmuştur. O bakımdan Yunan veya Roma kültürünü(veya edebiyatını)  inceleme konusu yapanlar, kendilerine "hümanistler" adını verirler.                                                                                                                      

Tarihte Materyalizmin sosyolojiye sunduğu asıllar ile Evrim Teorisi'nin tabiî seleksiyon yoluyla biyoloji ilmine sunduğu esaslar aynıdır.  Buna göre incelenmekte olan tür ne olursa olsun, o, mutlaka tabiî seleksiyon yoluyla evrim geçirmiş bir türdür. İşte bu, onun tabiatının sınırlarını çizer. Aynı şekilde incelenmekte olan toplum da,  her halükarda, düşünce ve kurumların üretimle olan ilişkisine göre şekillenmiş bir durumdadır.

Materyalist Tarih

 İnsan hayatında bir takım metafizik değerleri inkâr ederek hayatı sadece yemek-içmek, giyinmek, barınmak ve cinsî ilişkiden ibaret olarak kabul eder. Din, ahlâk ve ailenin materyalist yorumu ile aynı anda iki şey kastedilir. Bunların birincisi; bu kurumların bizatihi ve kendiliklerinden ayakta duran bir takım değerler olmadıkları, dolayısıyla bu kurumların köklü ve kutsal olduklarından söz edilemeyeceğidir.

Materyalizme göre din

 İnsanların zihninde onların günlük hayatına egemen olan dış güçlerin vehmî bir yansımasından başka bir şey değildir. Bu yansımada yeryüzünün güçleri, tabiat-üstü bir takım güçler şeklini alır. Materyalistlere göre aile, ebedî ve kutsal bir sosyal yapı değildir. Çağlar boyunca ailede pek çok değişiklikler görülmüştür.

Cansız maddenin kanunlarının insana uygunluğu iddiası, insanlık düşünce tarihinde daha önce hiç bir şekilde görülmemiş ilmî(?) bir efsane biçimindedir. Bu ilmî efsanenin ortaya konulmasının patenti, eh biraz da materyalistlere aittir.

Bu sosyal düzen, katıksız olarak maddeci bir düzendir. Bu düzende insan, yaratılış ve ahiretinden soyutlanmış olarak ele alınır. Maddî hayat içerisinde sadece maddi çıkarlarıyla var olan bir "homo ekonomicus" (ekonomik insan)dır.

Kapitalist Demokrasi ve Materyalizm

Bu düzenin sosyal atmosferinde hayat, maddî çıkar hudutlarının dışındaki tüm alâkalardan sıyrılır. Fakat bu soyutlama işlemi bir felsefî anlayışa sahip değildir. Bu da kapitalist dünyada materyalist felsefî ekollerin bulunmadığı anlamına gelmez. Aksine materyalizm, ikbalini bu düzenin dünyasında bulmuştur. Zira sanayi devrimi ile ortaya çıkan deneysel zihniyetin etkisi, mutlak doğru kabul edilen birtakım fikirlerin yanlışlığının ortaya çıkmasıyla başlayan görüş ve anlayışlardaki değişmenin doğurduğu şüphecilik ve fikri kargaşa, aklı ve fikrî donduran, zulüm ve baskı yolunu seçen, sosyal kargaşayı kendi lehine körükleyen hristiyanlığa karşı yüz gösteren hoşnutsuzluk ve ondan cayma ruhu; batı zihniyetinde materyalizmi hazırlamıştır.

Vel-Hasıl

Materyalizme göre insan asla kutsal bir değerin ifadesini ifa için bu dünyaya gelmemiştir. Sadece behimi aşağılık duygu ve düşüncelerini sınırsız ve sorumsuzca yaşayabilmek için madde tarafından bu fırıldak Dünyaya fırlatılmış fırlatmadır.  Materyalistler ne kadar sevinseler azdır. Zira artık bütün insanlık düşmanı ve materyalizmin hempaları olan ne kadar ideoloji ile kurum ve otoriteler varsa insanın böyle bir hayat sürmesini sağlamak için elinden geleni arkasına koymamaktadırlar.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
özge
yukarı çık