Garpark
UĞUR SOĞUTMA

Son dakika haberleri Aydın'ın haber sitesi SES Gazetesi'nde

  • Dolar 3.5167
  • Euro 4.0139
  • GR ALTIN 140.84
  • ÇEYREK 231.27

  • 19 Haziran 2017, Pazartesi 8:33
ERAY EKŞİ

ERAY EKŞİ

Komisyon, Aydın’a onkoloji hastanesi yapılsın derse, şaşırmam!

 

2007 yılı…

“686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu” yürürlüğe girer.

Bu kanun sonrası Aydın, jeotermal elektrik üretimi için bir anda bırakın ülkemizi, dünyada bile sayılı alanlar arasına girer.

Geçen sürede Buharkent’ten Germencik’e kadar hat boyunca mantar gibi biten jeotermal santrallar kurulur.

***

Yine 2007 yılıdır.

Mehmet Erdem, ilk kez Aydın Milletvekili olur.

***

Bu notları verdikten sonra 1 hafta önceye dönelim.

AK Parti Aydın Milletvekili Mehmet Erdem, jeotermal enerji kaynaklarının dağıtımı ve kullanımında ortaya çıkan sorunlar ile insan sağlığına olan etkilerinin araştırılması amacıyla TBMM’ye ilk imza sahibi olarak önerge verir. Şöyle der:

“Bahsi geçen kanunla, doğal zenginliğimiz olan jeotermal kaynaklardan maksimum seviyede faydalanmak için elektrik enerjisi üretimi yanında termal turizm, konut ısıtılması, seracılık gibi alanlarda istifade edilmesi hedeflenmiştir.

Bu olumlu amaçlara rağmen kamuoyunda jeotermal enerji kaynaklarının kullanılması esnasında bazı hatalı uygulamaların olduğundan bahsedilmekte olup bu hataların çevreye ve halk sağlığına zarar verdiği iddiası özellikle son günlerde gündemi işgal etmektedir. Bu sebeple 686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun uygulamasında, jeotermal kaynakların tahsis, dağıtım ve kullanımında yaşandığı söylenen sıkıntıların incelenmesi amacıyla TBMM Başkanlığı’na verdiğimiz ve ilk imza sahibi olduğum ‘Meclis araştırması açılması’ önergesini ilişikte kamuoyumuzun bilgilerine sunuyorum. Bu önergenin kabulüyle gündem işgal eden ve Jeotermal Enerji Kaynaklarının kullanımında yaşandığı söylenen sıkıntılar tespit edilecek böylelikle konunun çözümüyle alakalı politikalar belirlenebilecektir.”

***

Dikkat edin…

“… özellikle son günlerde gündemi işgal etmektedir” deniyor.

Hafızamı geri sarıyorum.

Ve en az 5 yıl önce Aydınlı incir, zeytin ile sebze ve meyve üreticisi…

Santralların yakınında yaşayan vatandaşlar…

Jeotermal suyun derelere salınmış görüntülerini çeken gazeteciler…

Aydın kent merkezinde bile çürük yumurta kokusundan şikayet eden vatandaşlar…

Bazı sivil toplum kuruluşları, bilim insanları…

Kısacası jeotermal hat boyunca yaşayan tüm kesim şöyle demeye başlar:

“Hem kendi sağlığımız hem ürünlerimiz hem de doğa kirlenmekte!”

***

Bu haykırış, sesleniş 5 yıldan fazla süre geçtikten sonra nihayet Ankara’ya ulaşmış.

Peki akla şu soru geliyor.

TBMM’de kurulacak komisyon, “Evet jeotermal santralların Aydın’da insan ve doğaya zararı vardır”  ya da yumuşatılmış şekliyle “Üretim yapan firmalar, üretim aşamasında bazı hususları daha çok dikkat etmelidir” raporu sunarsa ne olacak?

Onlarca santralın sökülmesi ya da üretimin durdurulması mümkün olmayacağına göre “atı alan Üsküdar’ı geçti” mantığı mı hakim olacak?

***

Önergede ilginç bir detay daha var.

“… elektrik enerjisi üretimi yanında termal turizm, konut ısıtılması, seracılık gibi alanlarda istifade edilmesi hedeflenmiştir.”

Aydın olarak bu hedefe ulaşabildik mi?

Hayır. Neden ulaşamadık, komisyon bunu da araştırsın!

Ayrıca 2005 yılında yürürlüğe giren yenilenebilir enerji yasasında şöyle deniyor: “Yeterli jeotermal kaynakların bulunduğu bölgelerdeki valilik ve belediyelerin sınırları içinde kalan yerleşim birimlerinin ısı enerjisi ihtiyaçlarını öncelikle jeotermal ve güneş termal kaynaklarından karşılamaları esastır.”

Bu esasa da uyulmamış!

***

Sonuç…

Bu önerge göstermiştir ki, “ya Aydın halkı Ankara’ya sesini duyuramıyor ya da Ankara, bizi zor duyuyor.”

Kurulacak komisyon, raporunda “Aydın’a büyük bir onkoloji hastanesi yapılması zorunludur” derse, şaşırmam!

Geldiğimiz nokta budur çünkü!

***

Konuyla ilgili küçük bir sorum daha var.

10 gün önce Umurlu’da, Çayyüzü ve Musluca’da oturan kadın erkek tüm vatandaşlar jeotermal santrala tepki için yol kapatırlar.

Efeler Kaymakamı “İzzettin Sevgili” olay yerine gelip,  konuyu inceleyeceklerini ve gerekli önlemleri alacaklarını söyleyip, vatandaşları yatıştırır.

Acaba bundan sonraki süreçte devlet burada vatandaşına “sevgili gibi mi” yoksa “sevgiliye şiddetle mi” yaklaşacak merak ediyorum.

Bekleyip göreceğiz.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Öz Ege
yukarı çık