Nazilli Belediyesi Hangar Cafe
Sol Sabit
Sağ reklam
  • 08.01.2017
Dr. Metin  Aydın

Dr. Metin Aydın

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TERÖR

 

Dünyada son yüz yılda süratlenen hızlı iklim değişiklikleri yaşanmaktadır.Maalesef bu iklim değişiklikleri  insan eli ile olmaktadır.Dünya tarihinde 1950 yılına kadarki 400.000 yıldır havada CO2 seviyesi 300 ppm altında kaldı.1950 yılından bu güne kadarki sürede CO2 seviyesi 400 ppm'e ulaştı.Uzmanlar ise en fazla 350 ppm olmalı diyor.
Dünyada fosil kökenli yakıt kullanımının artması,sanayinin ve kalkınmanın bu enerji türüne bağlı olması,havada CO2 emisyonları ve dolayısı ile küresel ısınmanın giderek artmasına,anormal iklim değişiklikleri yaşanmasına sebep olmaktadır.
2016 yılı dünya tarihinin en sıcak yılı olarak kaydedildi ve son 3 yıldır sıcaklık artışlarında  ard arda rekor kırıldı.İklim değişikliği terörden daha mı tehlikelidir? tartışmasını Aralık 2015'te yapılan Paris İklim Konferansı ile Paris'te yılbaşında yaşanan terör eylemi sonrası ABD başkanı Obama başlattı.
Terörle iklim değişikliği sonuçlarını karşılaştırmak aslında çok zor.Terörden dolayı dünyada tüm ülkeler giderek artan şekilde güvenlik tehdidi yaşamaya başladılar.
İklim değişiklikliklerinin sonuçlarıda dünya ülkelerinde aynı ölçüde güvenlik sorunu yaratmaya başladı.İnsanlar genetik olarak kendilerine daha yakın,günlük yaşantıda daha sık yaşadıkları,gördükleri,işittikleri sorun ve problemlere odaklanmış durumdadır.
Oysa iklim değişiklikleride yakın gelecekte dünyada ciddi sorunlar doğurmaya aday durumdadır.Dünyada yaşanan iklim değişikliklerinin sonuçları tıpkı terör gibi  hayatımızda etki yapmaktadır.Dünya vatandaşı olarak bizlerde tüm bunlar ve etkileri yokmuş gibi hayatımıza devam edemeyiz.
Terör çok gerçek,çok hayatımızın içinde ve etrafımızda bundan pek çok kişi,aile etkileniyor.Şehit veriyoruz,yaralılarımız var.İklim değişikliği mi  ve terör mi? sorusu aslında tehlikeli bir soru.Pek çok kişi bu sorudan alınabilir,etkilenebilir.Ama tüm olaylara biraz objektif ve daha uzak bir duruş mesafesinden bakınca çevre felaketlerinin dünyada insanların yaşamını,insan türünün devamını ciddi şekilde tehlikeye attığı görülecektir.Bu olaylardan ise öncelikle yoksul,kırsalda yaşayan,
eğitimsiz,kadın ve çocuklarlar etkilenecek.İklim değişikliğine bağlı olarak dünyada kuraklık,gıdaların azalması,açlık,göç oluyor.Dünyada yaşanan çevre felaketleri aynı hızda devam ederse tüm bunların hepsi önümüzdeki süreçte çok daha fazla olacak.
İklim değişikliğinin dünyada yaratacağı göç dalgaları tüm dünyayı etkileyecek,kaoslar yaşanacak,savaşlar çıkacak.Günümüzde sıcağı sıcağına yaşadığımız Kuzey Afrika ve Suriye örnekleri bize bunu gösteriyor.Dünya bu göçlerden büyük baskı altına girecek.
Dünyada iklim değişikliğine sebep olan en önemli ülkeler ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerdir.Bu ülkelerdeki ekonomi  büyüme,sermaye,sürekli tüketim üzerine dayalı.Sonuçlarına baktığımızda ise büyümeye dayalı ekonomi belkide dünyanın sonunu getiriyor.
Türkiye'de büyümesini enerji üretimine bağlamış durumda.Şu anda 72 bin MW düzeyinde olan elektrik üretiminin 2023 yılında 125 bin MW olması hedeflenmektedir.Bu hedefe ulaşmak içinde nükleer enerji,yeni kömürlü santraller dahil pek çok enerji üretim modelleri devlet tarafından desteklenmektedir.
Türkiye'de ki gerçekler içinde iklim değişiklikleri terörden daha fazla mı tehlikeli ? sorusuna cevap vermek çok zor.Hele hele terörün yakıcılığını her gün yaşadığımız ve hissetttiğimiz şu dönemde.Normalde biz Türkiye'de kısa vadeli konularla,çok yoğun şekilde uğraştığımız ve tüm enerjimizi bu konulara verdiğimiz için uzun vadeli sorunlara,daha geniş penceren bakmakta zorlanıyoruz.
İklim değişiklikleri ve sonuçlarına bağlı olarak önümüzdeki 100 yıllık süreçte insanlık yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.Küresel ısınmaya bağlı olarak önümüzdeki 35 yıl içerisinde dünyanın her yerinde deniz seviyeleri buzların erimesine bağlı olarak 3 metre yükselecek ve yaşadığımız yerler sular altında kalacak.Suların yükselmesine bağlı olarak örneğin Bangladeş'de 100 milyon insan göç etmek zorunda kalacak.
Dünya her yıl giderek  daha sıcak oluyor.Küresel ısınma arttıkça dünyanın her yerinde orman yangınları artıyor.Yine anormal iklim değişikliklerine bağlı olarak fırtınalar hem çoğalıyor hemde şiddetlenleniyor.Artık iklim değişikliği hayatın her noktasında insanları etkiliyor.Sonuçta dünyada kıtlık çıkacak ve milyarlarca insan aç kalacak.
Türkiye'de iklim değişikliklerine bağlı dağlardaki buzulların yarısından fazlası şu anda yok olmuş durumda.Bu tablo Türkiye'nin 12.000 yıllık mirasının son 40 yıl içinde bittiğini gösteriyor.Aydın,Türkiye'de iklim değişiklerinden en fazla etkilenecek illerden birisi.Aydın'da yaz ve kış aylarında daha önceleri hiç olmadığı kadar havalar ya sıcak yada soğuk olmaya başladı.Her geçen gün kuraklık daha fazla artıyor,sularımız azalıyor.Türkiye'nin belirlediği enerji üretimi ile kalkınma modelinden en fazla etkilenecek illerden biri yine Aydın.Aydın dağlarında maden ocakları,Rüzgar Enerji Santralleri(RES) ve Hidroelektrik santralleri(HES),ovalarında ise Jeotermal Santral(JES) sayıları her geçen gün artmaktadır.Mevcut enerji üretim tesislerinin tarım,çevre,canlı yaşamı yok sayılarak kurulması ve işletim sırasında herhangi bir  denetime tabi tutulmamaları Aydın'da canlı yaşamı,Aydın'ın sürdürülebilir gıda ve gelecek güvencesinin bitmesine sebep olmaktadır.Aydın'da özellikle JES'lerin saldıkları buharlar içinde yoğun şekilde Radon,hidrojen sülfür,etan,metan,
karbondioksit gazlarının bulunması Aydın'daki toplumsal yaşantı üzerine adeta kimyasal terör saldırısına benzer etki yaratmaktadır.
Dünya ve Türkiye'de  CO2 emisyon artışına sebep olmayan yeni yenilenebilir enerji
kaynaklarının arttırılması gerekiyor.Fakat Türkiye hedef enerji politikaları doğrultusunda  kömürle çalışan termik santral sayısını arttırma kararı aldı.Kömür dünyanın en kirli fosil yakıtıdır.Küresel ısınmaya yol açan sera gazı salınımının bir numaralı sorumlusudur.Bu gerçekler ortada iken Türkiye'de 80 yeni termik santral açılması planlanıyor.Bu santrallerin yapılması ise Türkiye'nin sonunu getirecek büyüklükte sonuçlar doğurabilecek uygulamalardır.
Dünyada uygulanan sanayi,enerji,kalkınma politikaları ile iklim değişikliğinin önüne geçmek mümkün değildir.Çünkü mevcut sistem küresel ısınmanın önüne geçmeye izin vermiyor.Mevcut uygulamalarla başa çıkmanın tek yolu insanların topraklarına,
sularına,havalarına sahip çıkmaları daha fazla tarımsal ve hayvansal gıda üretimi yaparak dünyada açlığı önlemeleridir.Bu yolunda başarılı olabilmesi için dünya çapında çevre mücadelesinin ortaklaştırılması ve büyütülmesi gerekir.
Aksi bir durumda ise tek çözüm "Bu gezegenden gitmek".
 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.