Garpark
UĞUR SOĞUTMA

Son dakika haberleri Aydın'ın haber sitesi SES Gazetesi'nde

  • Dolar 3.4946
  • Euro 3.9120
  • GR ALTIN 140.57
  • ÇEYREK 233.24

“Oda yönetmek, koltuğa kaykılmakla olmaz!”

Yaklaşık 2.5 sene önce gerçekleşen oda seçimlerini 1 oy farkla kaybeden İncirliova Ziraat Odası Kurucu Başkanı İhsan Ayaydın, sessizliğini bozdu. Gazetemize özel gerçekleştirdiği açıklamalarında, tarımdaki mevcut gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ayaydın, mevcut İncirliova Ziraat Odası Başkanı Ali Kaykı’yı da eleştirdi. 

“Oda yönetmek, koltuğa kaykılmakla olmaz!”
  • 19 Haziran 2017, Pazartesi 9:05


  3 Temmuz 1998’de sıfırdan kurduğu İncirliova Ziraat Odası’nı süreç dahilinde çeşitli yenilik ve projeler uygulamaya sokan İhsan Ayaydın, 2015 yılında gerçekleşen oda seçimlerinin ardından geçen sürece ilişkin yaptığı açıklamada, mevcut İncirliova Ziraat Odası Başkanı Ali Kaykı’ya görevi borçsuz devrettiğinde kasada bulunan 172 bin liranın 2 yıllık süreçte bittiğini ve odaya kredi kullandırıldığını söyledi. 
  “Oda yönetmek koltuğa kaykılmakla olmaz” diyen Ayaydın, Kaykı’nın göreve seçilmesinin hemen ardından maaşını ilk iş olarak 2 bin 200 lira yaptığını söyleyerek, “Bu büyük bir futbol kulübü yönetmeye benzer. Gerektiğinde cebinden para ödeyeceksin. Odanın parasını yiyip, maaş almakla bu iş olmaz. Verici olacaksın alıcı değil. Bu hava atma meselesi değil. Kendini büyük göstermeyeceksin. Hava atan kaybeder. Sorunları çözeceksin” dedi. 
“MÜNBİT TOPRAKLARIMIZ VE VERİMLİ OVALARIMIZ VAR”
İncirliova’nın ve Aydın’ın tamamının özünde esas gelirinin tarım olduğunu söyleyen Ayaydın, “Dağlarından yağ, ovalarından bal akan bereketli topraklarda yaşıyoruz. Aydın’da sanayii yavaş yavaş gelişmeye başlıyor ancak ilimiz ne yazık ki Denizli ve İzmir arasında sıkışan, kabuğunu çatlamamış bir konumdadır. Münbit topraklarımız ve verimli ovalarımız var. Aydın Ovası’nın içinde Dünya’nın en değerli nehirlerinden olan Büyük Menderes akıyor. Ovamız, Dünya’nın en münbit topraklarına sahip ovalarındandır. Ünlü Yunan Tarihçi ve Coğrafyacı Strabon, 12 İyon Kenti’nin buluştuğu Priene Dağları’na geldiğinde, masmavi gökyüzüne ve ormandaki Anadolu parslarına bakıp, “Bu mavi gökkubbenin altındaki en güzel yeryüzü’ diyor. Büyük Menderes Nehri, o dönemler billur bir su olarak akıyor. Nehrin sağında ve solunda yüzyıllarca tarım yapılmış” dedi. 
“ELEKTRİK ÜRETİMİ UĞRUNA ÇİFTÇİLİK MAHVEDİLİYOR”
Bereketli Aydın topraklarının jeotermal tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Ayaydın, “Bu toprak o kadar verimli ki, 2 bin metre altından bile 1200 derecelik sıcak su çıkıyor. Bu sıcak suyla elektrik üretiliyor ancak en basidinden Germencik’e doğru gittiğinizde yaklaşık 8 santralden çıkan buharlar gökyüzüne kükürt salgılıyor. Sıcak su akışkanlarının reenjekte edilmemesiyle birlikte çıkan buharda distile edilmiyor. Eskiden babaannemiz evin terasına koyduğu leğende yağmur suyu biriktirip tedavi amaçlı kullanırdı. Şimdilerdeyse ne yazık ki gökten yağmur yerine çamur akıyor. Allah’ın bize bahşettiği bu toprakları ne yazık ki koruyamıyoruz. Jeotermal fabrikaların atık suları Büyük Menderes’e karışıyor. Elektrik üretimi uğruna çiftçilik mahvediliyor. Topraklarımızı koruyalım. Atıklarla sulanan toprak çoraklaşıyor” diye konuştu. 
“ÜRETİCİ ÜRETTİĞİNDEN HAK ETTİĞİNİ KAZANAMIYOR”
Sebzeyi üreten Aydın çiftçisinin sattığının karşılığını tüketimini yapanın satın aldığı fiyat baz alındığında altıda bir kazanç olarak cebine yansıtabildiğini söyleyen Ayaydın, “Üretici ürettiğinden hak ettiğini kazanamıyor. Kimi büyük çiftçiler artık mısır ve pamuk gibi endüstriyel bitkilere yöneldi. Üretilen bu ürünler borsada aracısız ve tefecisiz satılıyor. Makineli tarımla birlikte iş gücü de hafifledi. Borsada ürettiğimiz bu stratejik ürünler aracısız Dünya fiyatı standarlarında işlem görüyor. Mesela buğdayımızı da aracısız Söke Un’a, mısırımızı da ünlü tavuk firmalarına satıyoruz. Mesela bizim Acarlar halkımız adı gibi çalışkan insanlardır. Arazi fiyatları Acarlar’da sürekli yükseliyor. Ege’de kurulan tüm pazarlarda ürettiklerini aracısız olarak direkt sattıkları için kazanıyorlar. Ben mesela domates üretemiyorum. 40 kuruş domates bana kazandırmaz. Ama Acarlar halkımız kendileri hem üretip hem de pazarlayıp satıyorlar” dedi.
 “ÜRETİCİ MAZOTU ÜÇ MİSLİ FAZLASIYLA ALIYOR” 
Dünya’da en pahalı mazotu Türk çiftçisinin kullandığını söyleyen Ayaydın, “Mazotun fiyatı 4 lira 44 kuruş ama bunun üçte ikisi vergidir. Biz mazotu üç misli fazlasıyla alıyoruz. Mazotun en pahalı olduğu bizden sonra ikinci ülke Norveç’tir. Şu anki bize satılan mazotun hakiki fiyatı yüzde 32’sine denk gelmektedir. Türkiye’de ne yazık ki devletimiz vergi alamıyor. Vergi alamadığı için kimi yakalarsa indirekt vergi alıyor. Eskiden indirekt vergi oranı yarı yarıyaydı, şimdiyse bu oran yüzde 72’ye çıktı. Gübre hammaddesi ve ilaç dışarıdan dolarla geldiği için kar da koyulduğunda üretimdeki girdi maliyeti fazlalaşıyor. Bu nedenle satarken biz pahalı satmaya çalışıyoruz” dedi. 
“6 YIL MAAŞ ALMADAN BAŞKANLIK YAPTIM”
İncirliova Ziraat Odası’nı 3 Temmuz 1998’de kendisinin sıfırdan kurduğunu söyleyen Ayaydın, “Biz kurduğumuz odanın hiçbir şeyi yoktu. Kuruluş sürecinde, odanın karşısındaki kahvehaneden masa ve sandalyeleri ödünç almıştık. Netice olarak sıfırdan başladık ve odanın parası olmadığı için 6 sene maaş da almadım. Tek kişilik bir odada hizmet vermeye çalışırken çiftçimize hizmet vermesi için TARİŞ’ten aldığımız personelin maaşını dahi ilk 3 ay kendi cebimden ödedim. Çiftçiden o süreçte aidat almak zordu. Kimse aidat ödemezdi. Ne zaman Çiftçi Kayıt Sistemi hayata geçti o zaman yavaş yavaş odaya da para gelmeye başladı. Tabibiz buna rağmen parayı son derece ekonomik olarak kullandık. Ben varlıklı biri olmama karşın tabiatım olarak tasarrufu ve birikimi çok severim. Netice olarak odada para biriktikçe mevcut oda binamızın yanındaki binaları da tek tek almaya başladık. Benim odam eski Noter binasının olduğu yerdeydi. Elimize paralar geçtikçe yandaki odaları satın aldık. Süreç dahilinde dört tane odamız oldu. Hiç kira vermeden bu işleri çözdük” diye konuştu. 
“172 BİN LİRA PARA BİTTİ”
Odanın kendisini ekonomik olarak toparlamasının ardından 2004 itibariyle en düşük seviyeden maaş almaya başladığını söyleyen Ayaydın, “Dosyalara açıp baksınlar. Bıraktığımda da maaşım 850 liraydı. Ben çıktıktan sonra gelen arkadaş, hemen sonraki ay maaşını 2 bin 200 lira yaptı. Ben 850 lira alıyordum. Şubat 2015 senesinde 850 lira alırken, benim yerime gelen arkadaşın ilk işi bir sonraki ay maaşını 2 bin 200 lira yapmak oldu. Benim kullandığım yazıhaneyi kapatıp kendileri 2 bin 500 liraya yer kiraladılar. Ben bıraktığımda odanın kasasında 172 bin lira para vardı. Şu anda hiç para olduğunu zannetmiyorum. 171 bin lira para bitti zaten. Bankadan kredi kullandıklarını da duydum. Proje üretme gibi bir dertleri de yok. Benim dönemimde çiftçi daha çok kazansın diye organik tarım için çok güzel bir proje hazırlanmıştı. Dağdaki incir ve zeytinin yanı sıra ovadaki bezelye domatese kadar üreticimizin her ürettiği organik olsun istedik” dedi. 
“HAVA ATMAYLA KAZANAMAZSIN”
Odada para biriktikçe her sene mutlaka zirai alet aldıklarını söyleyen Ayaydın, “Odadan çıktığım vakit 42 tane zirai aletimiz vardır. 21 köyümüzün her birine ikişer tane zirai alet almıştık. Şu an hala bizim aldığımız aletler kullanıyorlar ve yeni alet de alamıyorlar. Para biriktikçe o köy ne istiyorsa istedikleri zirai aletleri aldık. Oda yönetmek koltuğa kaykılmakla olmaz. Bir göreve geldiğinde verici olacaksın alıcı değil. Verici olmazsan bir iki seçimden sonra gidersin, bu budur. Başkan olduğum süreçte İncirliova Ziraat Odası’nın kalkınması için elimizden geleni yaptık. Odanın bina bütünlüğü gelişsin diye ek odaları tapularıyla birlikte satın aldık. Şu an her köyde zirai aletler var. Bunlar sıfırdan hayata geçti ve biz odayı sıfır borçla devrettik. Devrettiğimiz iki bankada 172 bin lira paramız vardı. Ben her hafta bütün ova ve dağ köylerini kahvehane kahvehane dolaşır, çiftçilerimizi bilgilendirirdim. SGK haklarıyla ilgili davalara girerdim. Çok çiftçimizin emekli olmasını sağladık. Daima çiftçimizin yanında durduk. Zaten ancak bu şekilde kazanırsın, hava atmayla kazanamazsın” diye konuştu. 
“KENDİNİ BÜYÜK GÖSTERMEYECEKSİN”
Görev süresi boyunca çiftçinin her türlü sorununa yardımcı olmak için canla başla çalıştıklarını söyleyen Ayaydın, “İncirliova’nın çiftçisi, Söke’nin ya da herhangi bir ilçenin pazarına giremediğinde yardımcı olur yer ayarlardık. Mesela Söke pazarına Söke Belediye Başkanı ile konuşup Acarlarlı pazarcılarımızın sokulmasını sağladık. Yine Merhum Belediye Başkanımız Yahya Orbay ile konuştuk, İncirliova’ya odamızın karşısında en güzel pazaryerini yaptırdık. Üretici aynı zamanda satıcı olursa kazanç kamyoncuya halciye kalmaz, üretici de kalır. Çiftçiyi mesela iyi bir mısır tohumcusu geldiğinde bilgilendirirdik. Çiftçi iyi tohum kullanır, iyi gübre kullanırsa daha kaliteli mahsul alır. Çiftçilerimiz halen sorunlarını iletiyorlar ve bazı rahatsızlıklarını bize bildiriyorlar. Mevcut yönetim çiftçilerin arasına inip sorunları dinlemelidir. Bu hava atma meselesi değil. Kendini büyük göstermeyeceksin. Hava atan kaybeder. Sorunları çözeceksin” dedi. 
“ÇİFTÇİYİ ZİRAAT ODASI KORUR”
İncirliova’da son dönemlerde dolandırıcılık olaylarının arttığını da sözlerine ekleyen Ayaydın, “Mandalinciler, portakalcılar geliyor üreticiden tohur alıyor. Paranın yarısını ödüyorlar diğer yarısı yok oluyor gidiyor. Bunların peşine düşeceksin. Bunların kaçmasını önleyebilmek için protokol hazırlayacaksın. Adam hakikaten ikinci taksidi ödeyecek mi? Yoksa malı alıp kaçacak mı? Bunu irdeleyeceksin. Üçkağıtçı tohurcular geliyor İncirliova’ya. Ziraat Odası olarak hukuken bunların peşini bırakmayacaksın. Bizim dönemimizde odanın avukatı vardı, dava başına para alırdı. Çiftçiyi Ziraat Odası korur. Halihazırda üretilen vizyon ve proje de yok” diye konuştu. 
“ODANIN PARASINI YİYİP MAAŞ ALMAKLA BU İŞ OLMAZ”
Her zaman İncirliova çiftçisinin emrinde olduğunu söyleyeyen Ayaydın, “Gelsinler, her zaman fikirlerimi sorsunlar. Bir yere para kaptırdıysa gelsin bana danışsın. Mal satacaksa nereye satacakları konusunda yardımcı olayım. Bir dahaki oda seçimlerinde adayız. Ben olmasam bile benim yerime iyi bir insan bırakmak istiyorum. Odayı iyi yönetecek, vizyon sahibi ve odadan az maaş alıp katkıda bulunacak birisi başa gelmelidir. Bu büyük bir futbol kulübü yönetmeye benzer. Gerektiğinde cebinden para ödeyeceksin. Odanın parasını yeyip, maaş almakla bu iş olmaz. Verici olacaksın alıcı değil. Biz fedakarlık yaparak odayı yönettik. Aldığım 850 lira maaşı da yönetime dağıtıyordum” dedi.



 

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Kaynak: MURAT TAN

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Öz Ege
yukarı çık