NUMUNE TEK

Son dakika haberleri- Aydın'ın haber sitesi SES Gazetesi'nde

‘El birliği ile sulamayı çözmeliyiz’

Türkiye’nin en önemli pamuk üretim merkezlerinin başında gelen Söke Ovası’nda ‘pamuğun bugünü ve geleceği’ni ele aldığımız yazı dizimizin bu haftaki konuğu, çırçırcı pamuk üreticisi Hakan Özbaşlı.

‘El birliği ile sulamayı çözmeliyiz’
  • 31 Mart 2018, Cumartesi 9:38

Pamuğun elle toplandığı zamanlardan bugün gelinen makinalı hasat dönemine kadarki süreci değerlendiren Özbaşlı, sorunların çözülüp çözülmediğini anlattı. Özbaşlı, pamuğun geleceği için el birliği ile sulama sorununun çözülmesi gerektiğini kaydetti.

EMEK YAŞAR: Hakan Özbaşlı’yı kısaca tanıyalım mı?
HAKAN ÖZBAŞLI: Söke doğumluyum, ilk ve orta öğretimimi Söke’de tamamladıktan sonra İzmir’de işletme fakültesini bitirdim. Askerliğimi de yapıp ailemin yanına dönerek hem çiftçi, hem çırçırcı olarak hayatıma devam ediyorum.

EMEK YAŞAR: Pamuk üreticileri, 2007 yılında yaşanan kuraklığın olumsuz etkilerini, 2010 yılında pamuk fiyatlarının içte ve dışta iyi gitmesi, kuraklığın sona ermesiyle kısmen de olsa atlattı. Bundan sonra günümüze kadar olan bölümünü değerlendirir misiniz?
HAKAN ÖZBAŞLI: Öncelikle şunu söyleyeyim. 2000'li yıllara kadar Söke ovasında 11 tane pamuk toplama makinası var. Gerisi elle toplanıyordu. 2004-2005 yıllarında pamuk toplayan işçi sıkıntısı oldu. Dışarıdan ve yerelden yeterli miktarda işçi bulunamadı. Daha sonra pamuk toplamada makinalaşma giderek artarken, akabinde 2007 kuraklığının gelmesi verimleri düşürdü. Pamuk suyla büyüyen bir bitki. Verim alabilmek için normalinde üç su verilmesi gerekirken o yıl, bazı tarlalara bir, bazı tarlalara iki suda kaldı ve verim çok düştü. Daha sonra yağmurların yağması, barajların dolmasıyla kuraklık atlatılırken 2008’de dünyada başlayan ekonomik kriz ikinci kez sektörü vurdu. Amerika’da Lehman Brothers’ın batması borsayı vurdu, akabinde emtia fiyatları düştü. Pamuk borsada işlem gören emtia olduğu için de krizden olumsuz etkilendi. Pamuk fiyatları sanıyorum New York Borsasında 80 libre/cent’ten 55 libre/cente  kadar düştü. Ertesi sene 2009’da fiyatlar toparlanmaya, normal yerine doğru gelmeye başladı. Daha sonra Amerika Merkez Bankası'nın (FED) hükümetinin politikası gereği hem kendi ülkesine, hem de dünya piyasalarına para pompalaması. emtia fiyatlarını yukarı çekti. Çok iyi hatırlıyorum, 2010 yılında pamuk 66-67 cent/libre fiyatlarından yükselişe başladı. Galiba 150libre/centi buldu. Yükseliş yılbaşından sonra da devam etti. Şubat ayının (2017) sonunda 210 libre/centten geri döndü. Bu durum ülkemize yararlı oldu. Bu fiyatların pamuk hasadından hemen sonra yükselmiş olması bundan tam 7 yıl önce lif pamuk 7.70 TL’leri gördü. Tabii bu duruma cent/libre sebep oldu. Bu dünya piyasalarından kaynaklanan afaki bir yükselmeydi. Tabii bu rakamlarda çok yüksek değerlerdi. Şöyle düşünmek lazım, üretilen pamuk sonuçta tüketiliyor. Sonuçta pamuk iplik oluyor dokunuyor, boyanıyor sektörde çalışanlara istihdam sağlayarak para kazanıyor, sektör katma değer üretiyor, nihayetinde halk giyerek tüketiyor. Düşünün, bir yıl önce aldığınız takım elbiseyi, ihtiyacınız oldu, bir yıl sonra iki katına almak ister misiniz? Almazsınız. Dolayısıyla bunun da kaldırabileceği bir yer olması lazım. Kimsenin ücreti bir yıl öncesine göre iki veya üç kat artmıyor. Ekonomik dengelerden dolayı artması da mümkün değil. Nitekim pamuk fiyatları en üst seviyelere ulaştıktan sonra geri dönüş yaptı. Çiftçi 2010-2011 döneminde müthiş bir kazanç elde etti. Beklemediği fiyatlara pamuğunu sattı. Bu lif pamuğun o yıllardaki satış fiyatını 7,5 TL taban aldığımızda, kütlü pamuğun 41-42 randıman olarak düşünsek 3,2-3,3 TL fiyatlara pamuk satıldı ki böyle bir fiyatı kimse beklemiyordu. Söke çiftçisi elde ettiği kazancın teşvikiyle, zaten pamuk ağırlıklı ekim yapılan ovamızda, hemen hemen her yer pamuk ekilmeye başladı. Bir yandan bu kazançlar çiftçimizi yeniliğe itti. Daha güçlü traktörler alınmaya başladı. Pamuk toplama makinaları alımı hızlanırken neredeyse,  2011’den sonra elle toplama kalktı desek yeridir. Çiftçiliğimiz tamamen makinalı hasata döndükten sonra değişti. Daha teknik, bunun yanında işçiliğimiz azaldı, örneğin pamuk çapası neredeyse kalktı. 2011'den günümüze gelecek olursak, Dünyada pamuk üretimi değişik nedenlerle bazen azalıyor, bazen çoğalıyor. Endüstri ürünü olması itibarıyla kurdaki yükselmeler, düşmeler, bu etkenlerin yanı sıra başka değişkenlerin devreye girmesi, hatta FED’in faiz artırması veya artırmaması bile dışarıdaki emtia fiyatlarını etkiliyor. Bu durum dolaylı olarak bizi de etkiliyor. Günümüze geldiğimizde hava şartları uygun gittiği sürece, suyumuz olduğu sürece tarlalarımızdan iyi verim alıyor, kaliteli pamuk üretiyoruz. Söke’nin pamuğu, Ege’nin pamuğu, Türkiye’de aranan pamuk. Çiftçimiz pamuk yetiştirmeyi iyi biliyor, iyi bir dönemdeyiz diye düşünüyorum. Pamuk primi az değil ama çok da değil. Daha fazla olmalı mı? Teşvik açısından olmalı. Ülkenin durumu da ortada.

EMEK YAŞAR: Ege pamuğu tescillenerek marka haline geldikten sonra, yıllardır doğal bir marka kabul edilen Söke pamuğunun markalaşmaya ihtiyacı var mı?
HAKAN ÖZBAŞLI: Şimdi olanı koruyup kalitesini titizlikle artırmak bence öncelikli. Söke pamuğu bilinen bir pamuk. Söke’de pamuk tohumlarına bakacak olursak, iki, üç firmanın farklı değerlerde pamukları var. Bunlardan bir firmanın tohumu öne çıkıyor. Bu tohumun Söke Ovası'nda ekiliş oranı hemen, hemen yüzde 70’i buluyor. Bu tohum çeşidi iplik sektörünün aradığı değerleri fazlasıyla karşılıyor. Kalite tohum kadar, yetiştiricilikle çok alakalı. Burada kaliteyi korumak noktasında bazı zaaflarımız var. En büyük zaafımız prim sisteminden kaynaklanıyor. Devlet primi dekarda kiloya veriyor. Parsel verimlerini de kendi belirliyor. Şimdi ideal pamuk toplama şartlarında toplanacak pamuğun rutubeti on olmalı. Rutubet onun üzerindeyken toplanmaması pamuğun kalitesi açısından önemli ama siz prim uygulamasını kiloya yaparsanız yaş toplamayı bir yerde teşvik ediyorsunuz demektir. Yaş pamuk depoda fermantasyona uğruyor. Elyaf değerlerini düşürüyor, kazanmanız gereken değerler, aşağı doğru çekiyor. Bugün bir pamuk toplama makinası 100-120 dönüm pamuk topluyor. Tarlanın durumuna göre değişir ama aynı gün size 60-70 ton pamuk geldiğinde zaten işletmelerin bir vardiyada işleme kapasitesi yaklaşık aynı tonajlar olduğundan, başka pamuklar da geldiğinde ve hasat sezonunun yaklaşık 40 gün sürdüğü için hasat sezonunda aldığınız malı 2-3 ayda ancak işleyebiliyorsunuz. Bizim kaliteyi direk etkileyen nokta pamukta nemlilik. Defolyant uygulaması veya yabancı otla mücadele akabinde kontaminasyon da kaliteyi etkileyen faktörler. Bence, pamuğu kuru toplamak ve zamanında işlemek en önemlisi. Ancak bu şekilde standart bir kaliteyi tutturabiliriz. Hatta primin kalite üzerinden bir şekilde verilmesi, bu tür bir çalışmaya girilmesi daha doğru olur diye düşünüyorum.
 
EMEK YAŞAR: Nemli pamuk toplamada önlem olarak bu yıl pamuk toplama makinalarına GPS cihazı takılması etkili oldu mu?
HAKAN ÖZBAŞLI: Etkili oldu mu, oldu. Bunu devlet istedi. Bunun altyapısını tam anlamıyla kuramadı. Yönetmeliği de tam olarak uygulayamadı. Başta etkili oldu. Daha sonrasında yine ipin ucu kaçtı diye düşünüyorum. Şunu da önemle belirtmek isterim. Herkes yaş pamuk mu topluyor? Hayır toplamıyor. Bunun bilicinde olan çiftçi, makinacı çok var. Söke’nin kaliteli pamuk üretmesi adına Söke malı, Söke markası üzerinde duracaksak, size şöyle bir örnek vereyi. Yine Ege’yiz ama Ege’nin bir Bergama’sı var. Bizle aynı kalite pamuğu Bergama ürettiğinde, Borsada en az 1 kuruş fazla satılıyor. Fiyat farkı kaliteye veriliyor. Kalite farkı nereden kaynaklanıyor? Orada araziler küçük, daha çok aile ziraatı var, çiftçiler biraz bahçıvan gibi pamuk yetiştiriyor. Yaş pamuk toplamadan kaçınıyorlar. Dikkat ediyorlar. Bunlar eskiden bizde de vardı ama kalktı. 

EMEK YAŞAR: Pamuğun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
HAKAN ÖZBAŞLI: Pamuk, tekstil sektörünün olmazsa olmazı. Ne kadar polyesterle karışık üretim yapılsa da pamuğun yerini hiçbir şey tutmuyor. Daha bunun ikamesi olmadı. Pamuk için su şart. Önümüzdeki yıllarda arzu etmediğimiz bir kuraklığın yaşanması, barajlarda yeterli suyun olmaması halinde, pamukta gerekli olan en az üç su yapmamız gerekirken, bir veya iki su yapmamız verimi düşürür. Gelirimiz düşer. Dünyayı etkileyen bir de küresel ısınma gerçeği de var. Kyoto anlaşması var ama uygulayan ülkeler olduğu gibi, uygulamayan ülkeler de var. Bu gelecekte bizi ciddi anlamda etkileyecek tehdit. Yerele geldiğimizde, Söke çiftçisi bilgi, yetenek ve teknik bakımdan yurt içinde pamuk ekilen diğer bölgelere göre en iyi düzeyde diyebilirim. Yunanistan çiftçisine göre dekara verimde bizim çiftçimiz daha iyi. Denize yakın olmamız nedeniyle taban suyu sorunumuz olduğu için, Aydın’ın pamuk eken diğer ilçeleri gibi, 'Pamuktan para kazanamadık, başka ürün ekelim' deme şansımız olmuyor. Pamuk para etse de etmese de, biz bu bitkiyi ektik. Tecrübe kazandık. Pamuk sulamada kullandığımız Menderes Nehri'nin suyunun da kirli olması sorun olabilir. Ancak, şu anda ne kadar tehdit oluşturduğu konusunda yeterli bilgiye sahip değilim. Bölgemizde bulunan jeotermal santrallerinin uzun vadede sıkıntı yaratıp, yaratmayacağını araştırmadan ön yargılı olmak istemem. Jeotermal tesislerinin yapmaları gereken, taahhüt ettikleri re enjeksiyon işlemini yapıp yapmadığını, devletin idari birimleri, sivil toplum örgütleri, Üniversiteler ve odalar denetlemeli. Buradan kaynaklanacak kirliliğin telafisi yok. Konunun üzerine gidilip, kesin olarak araştırılıp, ona göre yol yöntem izlenmeli. Jeotermal santrallerinin yaptıkları elektrik üretimiyle ülkemize fayda sağladıkları da ortada. Modern dünyanın su kadar elektriğe ihtiyacı var

EMEK YAŞAR: Söke çiftçisi sizce 2010’dan bu yana pamuk fiyatlarının iyi olmasından elde ettiği avantajı işine yatırımda kullanabildi mi?
HAKAN ÖZBAŞLI: Ekipmanını güncel olmayanlar ekipmanlarını yeniledi. Bu dönemde traktörler daha güçlü hale gelirken, aynı zamanda kabinli hale geldi. Baltalı mibzerden diskli mibzere geçildi. Pamuk toplama makinası aldı. Ayrıca arazilerimiz bu dönemde lazerli tesviye kullanılmaya başlanması gibi yenilikler yaparak pamuktan kazandığını yine üretime harcadı. Ben yararlı harcadıklarını düşünüyorum.

EMEK YAŞAR: Eklemek istedikleriniz.
HAKAN ÖZBAŞLI: Pamukta şöyle söyleyeyim, herkes yaptığı işin farkında. Netice odaklı olmak lazım. Sadece kendi menfaatimizi değil, yaşadığınız yörenin, ülkenin menfaatlerini göz önünde bulundurarak hareket etmek gerektiğini düşünüyorum. Çırçırcılık konusunda şunu söyleyeyim, Söke’de çırçırcı sayısı fazla deniyor. Bu bir hizmet sektörüdür. Önemli olan çırçırcının sayısı değil, ne yaptığına bakmak lazım. Aldığı pamuğun parasını zamanında ödedi mi, aldığı pamuğu fermante etmeden ödedi mi? Bunlara bakmak lazım. Söke Ovası'nın sulama sistemleriyle ilgili konuşmak isterim. Devlet Su İşleri Söke Ovası'na sulama kanalları yaparken, bugünkü ekim alanlarına göre yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Sulama Birliği'nin DSİ’den aldığı sistemi en etkili şekilde çalıştırdığını görüyorum. Söke Ovası'nda ve Türkiye genelinde yoğun olarak vahşi sulama yapılıyor. Diğer pivot ve damlama sulama gibi yöntemleri, gerek alt yapısının kurmadaki zorluğu ve maliyeti oluşu, gerekse kurulacak sistemin güvenlik sorunu olması nedeniyle uygulayamıyoruz. Bu sistemler Söke Ovası'nda elbette uygulanabilir. Bunu yapacak olan devlettir. Biz, sulama birliği, ticaret odası, ticaret borsası, odalar, tüm STK’lar bir araya gelip, 'Biz bu yatırımı istiyoruz' talebimizi hükümette tek bir ses olarak iletmemiz gerekiyor. 'Bu yapmadı, şu yapılmadı'dan ziyade, sonuç odaklı olmak lazım.


 

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
sanalbasin.com üyesidir
NAMAZ VAKİTLERİ
Nazilli Belediyesi Tanıtım
yukarı çık