KURUÇEŞME

Son dakika haberleri- Aydın'ın haber sitesi SES Gazetesi'nde

Doktora öğrencisi, jeotermal ile kanser ilişkisini araştırdı

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü doktora öğrencisi Seda Derya’nın yaptığı çalışmada, Aydın’da kanser ve ölüm vakalarında jeotermal santraller nedeniyle artış yaşandığı yönündeki inanışın doğru olmadığını ortaya koyuldu.   

Doktora öğrencisi, jeotermal ile kanser ilişkisini araştırdı
  • 03 Temmuz 2018, Salı 20:30

Türkiye İstatistik Enstitüsü verilerinden yola çıkılarak Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü doktora öğrencisi Seda Derya tarafından bir çalışma daha yapıldı. Derya, jeotermal enerjinin kansere neden olduğu, insan ve çevre sağlığına olumsuz etkide bulunduğu iddiasının bilimsel gerçeklerle örtüşmediğini ortaya koydu. Derya’nın TÜİK verilerine göre aktardığı resmi veriler, Aydın’da ölümlerin büyük çoğunluğunun 75 yaşından sonra yaşandığını ve 2009 yılından bu yana 75 artı yaş ölüm oranın yüzde 6,4 arttığını gösteriyor. Aydın’da ölüm oranları yılda ortalama yüzde 3 artarken, nüfusun son 5 yılda yüzde 8 attığı da dikkat çekti. Seda Derya, bu verilerin, son 5 yılda Aydın’da yaşam sürelerinin uzadığını gösterdiğini ifade ederek, “Aydın ilinde kanser vakalarına bağlı ölüm oranlarında bir anomali gözlenmediği ortaya çıkmaktadır. Var olan kanser vakalarına jeotermal kaynakların sebep olduğu bilimsel dayanağı olmayan bir iddiadır” dedi.
  GAZLARIN AYDIN’A ETKİSİ
  Jeotermal santral gaz atıklarının çevreye etkilerini de inceleyen Derya, bu gazlardan karbondioksitin, insanlar, hayvanlar ve bitkiler tarafından da üretilip atmosfere atıldığını ve sera etkisi dışında sağlığa bir zararının bulunmadığını vurguladı. Derya, jeotermal santrallerden çıkan bir başka önemli gaz türü olan hidrojen sülfürün ise yerkürede doğal olarak oluşan ve 8 ppb (milyarda 8 parça) gibi çok düşük oranlarda bile çürük yumurta kokusu ile varlığını hissettiren, renksiz ve yanıcı bir gaz olduğuna dikkat çekti. Hidrojen sülfürün, kükürtlü bir bileşen olarak petrol, doğal gaz, volkanik gazlar ve kaplıcalarda doğal halde bulunduğuna dikkat çeken Seda Derya, jeotermal santraller olmasa dahi bölge itibari ile bu kokunun oluşmasının normal olduğunun altını çizdi. Seda Derya, bölgedeki jeotermal santrallerinden salınan her iki gazın da çevreye ve yöre halkına herhangi bir zararının bulunmadığını vurguladı. Seda Derya, jeotermal sıvıların ise çıkarıldıkları bölgeye bağlı olarak farklı ölçülerde arsenik, civa, lityum ve bor içerebildiğini belirterek, bu sıvıların kurulu pompalar ile kesintisiz re-enjekte edilerek çevreye zararının önlenebildiğini kaydetti. 

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
sanalbasin.com üyesidir
ANKET

Cumhurbaşkanı kim olmalı?

NAMAZ VAKİTLERİ
özge
yukarı çık