Son dakika haberleri- Aydın'ın haber sitesi SES Gazetesi'nde

"Tarım alanlarının çoğu erozyonun etkisinde"

13-19 Kasım ‘Erozyonla Mücadele Haftası’ münasebetiyle açıklamalarda bulunan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkemizde tarım arazilerinin yüzde 59’unun, meraların yüzde 64’ünün erozyonun yıkıcı etkisi altında olduğunu söyledi.

  • 18 Kasım 2017, Cumartesi 19:03

  Bayraktar, Erozyonla Mücadele Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada, toprağı koruyan bitki örtüsünün çeşitli sebeplerle tahribata uğramasının, erozyonun en önemli nedeni olduğunu belirtti. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahalelerin erozyonun şiddetini belirlediği bilgisini veren Bayraktar, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafi konum, iklim, topoğrafya ve toprak şartlarının, arazi ve toprak bozulumuna ve kuraklığa karşı hassasiyeti artırdığına dikkati çekti.
MAĞDUR OLAN ÇİFTÇİ SAYISI ARTIYOR
  Türkiye’nin eğimli bir arazi yapısına, ülke topraklarının yüzde 46’sının yüzde 40’dan fazla eğime sahip olduğunu, bunun da erozyonu artırdığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: “Tarım arazilerimizin yüzde 59’u, meralarımızın yüzde 64’ü, orman arazilerinin yüzde 54’ü çeşitli şiddette erozyona maruz kalıyor. Tarım alanlarının 14 milyon hektarında, meraların ise 9,35 milyon hektarında erozyon görülüyor. Erozyona maruz kalan tarım ve mera alanlarının büyüklüğü İngiltere boyutlarına yaklaşıyor. Küresel ısınma da olumsuz etkileriyle topraklarımız üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. Geçmişe göre daha sık, uzun süreli ve şiddetli kuraklıklar, ani ve normallerin çok üzerinde yağışlara bağlı sel ve su baskınları, aşırı atmosfer olaylarıyla karşılaşıyoruz. Çiftçilerimiz de doğal afetlerle sürekli bir şekilde mücadele etmek durumunda kalıyor. Üst üste yaşanan doğal afetler yüzünden mağdur olan çok sayıda çiftçimiz bulunuyor."
  "KÜRESEL ISINMA EROZYONU DAHA DA ARTIRACAK" 
  Küresel ısınmanın ilerleyen dönemde erozyonu daha da artıracağını, toprak varlığını hızla verimsizleştireceğini dile getiren Bayraktar, "İklim değişikliği ve erozyonla mücadele tüm dünyanın sorunudur ve küresel boyutta çaba gerektirir. Aksi takdirde dünyamızı çöl olmaktan kurtaramayız. İnsanlığın aklını başına alması ve küresel ısınma ve erozyona karşı hep beraber mücadele etmesi gerekir. Ne kadar küresel ısınmadan uzak olursa olsun, hiçbir ülkenin bu mücadeleden kaçınma veya sorunu yok sayma lüksü yoktur. Çünkü dünya bir bütündür ve bir bölgede yaşanan iklim değişikliğinin diğer bölgeleri etkilememesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı. 
  EROZYONLA MÜCADELE İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
  Erozyonla mücadelede en önemli konunun bitki örtüsünün korunması ve artırılması olduğunu, bundan dolayı ormanların, meraların zarar görmemesi, bu alanların yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi: “22,3 milyon hektar olan orman varlığımızın yüzde 43’ü bozuk orman alanlarıdır. Bu alanlar iyileştirilmelidir. Ormanlar, toprak üstünde gövde, dal ve yapraklarının yardımıyla, toprak altında da köklerinin tutucu gücüyle erozyonu önler. Ormanlar aşırı ve yanlış kullanılmamalıdır. Orman yangınları, tarla açılması, sanayileşme ile birlikte çevre ve hava kirlenmesi sonucunda asit yağmurlarının yol açtığı problemler, orman alanlarında tahribatı artırmaktadır."
  DOĞRU SULAMA KONUSUNDA BİLGİ VERİLMELİ            
  Bayraktar, açıklamasını şöyle tamamladı: "Tarım alanları toprak işlemeyi azaltan, değiştiren ve ortadan kaldıran yöntemler ile korumalı tarım uygulamaları erozyonla mücadelede önemlidir. Korumalı tarım, su ve rüzgarın aşındırıcı etkisine karşı, toprak yüzeyinde anız bırakılmasını ve yıl boyunca düzgün bir toprak üstü atık dağılımını hedefler. Malçlı (örtüleme), azaltılmış ve doğrudan ekim gibi yöntemlerin uygulanması erozyonu önler. Erozyona yol açan vahşi sulamanın önüne geçilmeli, üretici doğru sulama konusunda bilinçlendirilmeli, basınçlı sulama sistemleri artırılmalıdır. Erozyonla mücadele meralar da çok önemlidir. Meraların, ekolojik çevre ve bölge şartlarına uygun biçimde otlatma kapasiteleri ve dönemleri belirlenmeli, meralarda, erken, geç ve aşırı otlatma yapılmamalı ve bozulmuş mera alanları iyileştirilmelidir. Kuraklığa dayanıklı uygun türler belirlenmeli, bu türler çoğaltılmalıdır. Bozulmayı azaltacak, ot verimini artıracak, gübreleme, yapay tohumlama, aşılama, göze tesisleri, münavebeli otlatma, kontur karıklama, hendekleme ve teraslama gibi kültürel ve teknik tedbirler alınmalıdır."

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
sanalbasin.com üyesidir
ANKET

Cumhurbaşkanı kim olmalı?

NAMAZ VAKİTLERİ
özge
yukarı çık